![]() |
DüNyaya ßırakıLaN NotLar
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] -I- Yanlışların güçlü olduğu toplumda, gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir. Doğruların güçlü oduğu bir toplumsa çok nadirdir. Çünkü güç, çoğu zaman hile ile elde edilir. Ne yazık ki, hiçbir zaman güçlü olmayıp sefil olmayı tercih edenlerin ismini öğrenemeyeceğiz. Çünkü tarih bile güce hizmet eder. Ha, istisnası yok mudur? Vardır. -II- Akıl bize gerçeği gösteriyor ama gerçeği yaşamak kimi zaman neden elimizde olmuyor? Kendimize kurduğumuz küçük dünyayı giderek kalın kabuklarla çevreliyoruz. İçim bir güneş gibi batıyor ama gökyüzündeki güneşi batıramıyorum. Batırmanın gücü zaten bende değil. Çaresizlik, içimde her geçen gün daha kocaman bir yer kaplıyor. -III- Hal, hiçbirşeyin gördündüğü gibi olmaması ve yine hiçbir insanın dışının içini yansıtmaması, hükümlerin içe doğru koşarken zalim bir el tarafından dışa bağlanması. Ve dünya.. Anladıkça daha karmaşık hale gelen dünya; tek bir yürekten bütün oluşturabilir misin? -IV- Niye hala çok uzak her şey? İnsanlar “ben”ini silen bir “ben”i bilmedikleri için tercih de etmiyorlar sanki. Ne ki dünya? Boğucu bir yer. Hep ayrılıklar taşıyor kalbinde. Gülücüğü yaratılmış en sahte şey. Ne ki dünya? Değiştiremeyeceğim, artık kendi yolunu tutmuş bir yolcu. Hani “ıssız bir adaya gitsen yanına ne alırdın?” diye sorarlar ya, hiçbirşey almazdım. Ben çoğu zaman ıssız adanın kendisi olmak istiyorum. Bir yanımla oluyorsam da, birçok yanımla olamıyorum. Evet bir yanım ıssız ada, çünkü bana gelmek isteyen hiç kimse sadece kendisiyle gelmiyor. Düşüyor üstüme yağmur taneleri ve ben durduramıyorum. -V- Yoksun… Sen hiç var olmamış olanın, bense var olanın yanındayım. Belki de bu yüzden kimi zaman hiç var olmamış olmayı istiyorum. Eminim sen de var olmayı istiyorsundur. Çünkü ben burdayım. Evet, ben zaman ve mekanın içine sıkışmış bir “var”ım. Sense ne zamanı ne de mekanı bilen bir “yok”. Yine de ben seni seviyorum. Dünyaya Bırakılan Notlar – II - I - Sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlüm. Gözlerimi kapatıp seyrediyorum hayatı. Görmediklerimle gördüklerime anlamlar veriyorum. Her şey olmak istediği köşeye koşuyor aklımda, kimisi saklanıyor. Ben hepsine yol göstermeye çalıştığımı sanarken, hepsinin bana kendi yolunu işaret ettiğini anlıyorum. Evime gelen misafir gibi ağırlamak lazım onları. Hiçbirini anlamı dışında konuşmamak, hissetmemek lazım. Ve insanı görüyorum, ordan oraya koşturuyor. En çok o yoruluyor. İnsanı görüyorum; sık sık fırtınaya yakalanan bir deniz, gönlü. - II - Hayalleri ertelemek zorunda olmanın hayal kırıklığı ve zihne, kalbe bulaşan bir bekleme kırılganlığı var hep. Şimdi’nin ipini bulup ucundan çektiğinde onlarca yük düşüyor üzerine insanın. O da kolayı seçiyor. Kaçıyor, sonra gelir yine çekerim diyerek. Zoru kolaylaştıracak kim peki diye düşünmüyor, düşünmüyoruz ve hatta düşünmüyoum galiba. Dua dilimde ama, ellerim ve ayaklarım onun hizmetine koşuyor mu? Ah acziyet ya da tembellik! Ah ikisi arasındaki ince sınır! - III - En fazla da hayatı anlamak için çabalıyorum. Anladıkça gözlerimin önünde kendime doğru bir yol akıyor. Sonra kendimden “O”na bir yol buluyorum. Ve bunun adına huzur diyorum. - IV - Sevmeler arasındaki fark düşüyor beynimin kıvrımlarına. Ah hevesin kapısı! Ah insanları kavramların anlamları arasında gezintiye çıkaran duygular. Ah yalnızlık! - V - Hani hep deriz ya; insanın bir maddi bir de manevi yönü var diye. Biri beden, diğeri ruhtur. Beden olmak zorunda olduğu yerde yaşar. Bir boyutunda zaman, bir boyutunda mekan ve o her ikisine de dahil olmak zorundadır. Ruhun yaşadığı yer çok farklıdır. Bir masal alemi gibi. Hani insanın bir kendisi, bir de olmak istediği insan vardır ya. (Yanlış anlaşılmasın, maddi anlamda popüler kültür simalarından bahsetmiyorum. ) Mesela daha az öfkeli olmak ister bazen. İşte bedenle ruh arasında o tür bir ilişki var gibi geliyor bana. İnsanın ölümü nasıl ruhun bedenden ayrılması ile açıklanıyorsa, olmak istediği insanla, olduğu arasındaki fark arttırkça şiddetli bir ayrılık (ölüm) azabı çekiyor. - VI - Ve sabır olmasaydı yeryüzünde bir gün kalınabilir miydi? (İlhami Çiçek) Didar Elif |
|
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
YoLname
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak fakat arkana bakma… Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp yolu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal… “En doğru yol; en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma. Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, aşıkmış gibi davrananlardır, gerçek aşık olanlarsa, dikenini de severler. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Yol boyunca; Yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen geçenin ayağına çelme takanları, yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları, tel örgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı girip, 50. metrede yola yatanları, yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları, yürümeyi bırakıp, yol yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış klavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin. Aldırma, yürü. Göğsüne yüreğinden başka muska takma. Vahiy haritan, Nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen, amel azığın, sevgi yakıtın, ahlak karakterin, edep aksesuarın, merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun. Doğru yol insanların çoğunun gittiği yol değil, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur. Yolda vereceğin her molayı özeleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir. Kendisini hesaba çeken, başkalarınca hesaba çekilmekten kurtulur. Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabilir. Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir. Bir şey daha: Pusulayı sahte manyetik alanlardan, parazitlerden, nesnelerden uzak tut. İbreni saptırırlar da haberin olmayabilir. Yol emniyetin için gerekli olan şartların başında bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyuşturucudan uzak durmalısın. Hobilerinin, fobilerinin, korkularının bilincin üzerindeki saptırıcı etkisini iyi hesap etmelisin. O’ndan başkasından korkarsan, korktuğunun başına musallat edileceğini kesinlikle bilmelisin. Yolda düşeceğin en büyük tuzak, yersiz korkuların tuzağıdır, yani kendi benliğinin sana kazdığı tuzak. Hayırlı yolculuklar dostum… Mustafa İslamoğlu |
Yürek Fethi
Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdiğine cennet, sevmediği zaman nefret ettiğine cehennem kesilir… İnsanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir… Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kışa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın… Kim var diye sağa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin… Önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun… Bir insanın yüreğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin! Onu kınamak yerine karanlık yüregine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın… Mustafa İslamoğlu |
KaLsam & DiriLsem ...
|
OnLar SanıyorLar ki ...
“Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.. tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki, bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.” Sezai Karakoç |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
|
Ya$ıyorum Demek
Çok merak ediyorum kendimi Başıma birşey mi geldi Öldüm mü kaldım mı Hiçbir haber yok kendimden Bu sabah kapımı çaldım Kapıyı açan kendim Bir süre kendime baktım Bu güleç yüz bendim Oh ne güzel bir sabah Bugün de yaşıyorum demek Benden başka yok kimsem Beni merak edecek Aziz NESİN |
sanıRım biraz geç oLdu..:)
ama hoşGeldin .. Bende bi gidip bi geLdim uzuu..n bi aradan sonra gerçi... HayırLı oLsun sayfan :) izinsiz baktım birazcık :P çok güzeL paylaşımlar var.. Bende eşlik etmek isterim.. :) |
Ho$geLdin
Alıntı:
Ho$ßuLdum sağoL. Sende sayfama ho$geLdin. Geç oLup oLmaması mühim değiL.Sonuçta ziyaret ettin önemLi oLan ßu.:) PayLa$ımLarım ßiriLeri tarafından okunup ßeğeniLiyorsa ne mutLu. E$Lik etmene sevinirim.Her zaman ßekLerim. |
Yağmurlu bir gündü demlenişim...
Sırıl sıklamdım ama bir o kadar susamış... Tenim kurumaya yüz tutardı Her bir damla da... [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
Çok güzeL ßir dörtLük
Te$ekkür ederim. |
Ağızdan Çıkan Söz & OLu$aN Etki
Söz, suya atılan taşın etrafındaki hâleler gibidir. Suyun etrafındaki halkaların ne kadar genişleyebileceğini bilemeyeceğiniz gibi, sözün gönüllerde ne etki yapabileceğini de bilemezsiniz, burada anlatırsınız, kim bilir kimin gönlünde ne etkiler bırakır! Sabahattin Zaim |
Zamanın Kıymetini ßiLmek
Zamanın kıymetini bilmeyen, zamanla kıymetsiz olur!. . Müslüman’ın işi, İslamiyet’i öğrenmek , anlamak ve yaşamaktır. Çöplükte kutular görürüz üzerinde meşhur konserve firmalarının isimleri yazılıdır. Üstündeki isim iyi olmasına rağmen, kutunun içi boştur. Malayani’den uzak durmayan Müslüman da boş konserve kutusuna benzer… Hekimoğlu İsmail |
Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız kuş gibidir… Mevlana Celaleddin-i Rumî |
Te$ekkürLer. :)
|
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, minicik gövdeme yüklü kaf dağı, bir zerreciğim ki, arş’a gebeyim, dev sancılarımın budur kaynağı! Necip Fazıl Kısakürek |
ısLandı seccadem
|
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Kalp ne ile doluysa, dudaktan da o dökülür gider… Goethe |
hüznümün rüzgarLı yaNı rüzgar güLü ...
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim… Goethe |
aLem
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] İki alem vardır : İlki varlık alemi, ikincisi manâ alemi. Varlık alemi gündüz gibidir, olanı biteni açıkça görürsün, kendini kolayca ele verir. Manâ alemi ise gece gibidir, onu bulmak için mutlaka gönül ışığını yakman gerekir. Mevlana |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] "Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun?" dedi. Öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an... Bozmadım. Özdemir ASAF |
Sancı
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı, Yok mudur sizin köyde, çeken fikir sancısı? N.F.K. |
Alıntı:
ALLah Razı oLsun. |
Aşk’ı zikretmek için ; Söz dudağa gelmeden önce, Cemre gibi yüreğe düşmelidir. MevLaNa |
UnutuLmu$ Muydum ?
|
gittin sen bana gitmek için gelmiştin geride yavaş yavaş eriyen bir kurşun bıraktın bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen ve bir daha asla eskisi gbi olamayacak bir kurşun gerçekten birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmadı kısa bir hüzünden sonra geldim geri döndüm sana seviştin mi, değiştin mi beni,yeni bir umutla kimbilir kimler aklını çeldi gördüğüne sevinmedin mi beni kimbilir kimler aklını çeldi görüdüğüne sevinmedin sen beni üç günlük ayrılıkta neler neden değişti unutulmuş muydum alışıyor muydun yavaş yavaş yokluğuma beklenmiyor muydum kalbini mi yordum bunca iş güç arasında bir gün beni nasıl paslı bir makasla nasıl derinden budayıp gittiğini farkettim yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi kesip attıkların sensizlikle oluşmuş hastalığıma senin bile çare olamayacağını benim için artık çok gecikildiğini anladım ... söyle bari son söz olsun kızmam bundan sonra sana dostuz artık geçmiş olsun anlat saklama ne varsa... kimbilir kimler aklını çeldi gördüğüne sevinmedin mi beni kimbilir kimler aklını çeldi görüdüğüne sevinmedin sen beni üç günlük ayrılıkta neler neden değişti unutulmuş muydum alışıyor muydun yavaş yavaş yokluğuma beklenmiyor muydum kalbini mi yordum bunca iş güç arasında |
Yandı GönLüm
|
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
|
SağoL koLera
|
1 Mayıs 2011
|
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
Kanadım değiL yüreğim kırık...
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Yüreğimin kentinde bir çocuk ağlıyor sessizce… Annem “büyüdü artık” diye elimi bırakığından beri, yapayalnız yürüyorum sokaklarda… Attığım her adımda kalbimden bir parça bırakıyorum.. bir parça yüreğimden, bir parça gönlümden… bir parça sevgimden.. bir parça ben süzülüyor yanaklarımdan sokakların bağrına.. her adımda.. bir parça kalbim kalıyor geriye… Annem “yürüyor” diye elimi bıraktığından beri, yüreğime kadar uzanan bir el aradım yıllar boyunca… Yalnızlığımın girdabında yüreğimin dilinde bana seslenecek bir ses aradım aslında.. bir bakış milyonlar arasında.. aşina bir yüz.. yüreğimin kentinde sokaklarıma damlayan gözyaşlarımı görecek belkide.. belki başımı okşayacak güven dolu bir el.. yüreğimi avuçlarına alıp merhamet edecek bir gönül… Kanadım değil ama yüreğim kırık… aLıntı |
YoL aLmaLıyım...
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) insanları İslâm’ı davet misyonunu ele aldığımızda, onda, daha pek çok ve önemli hususiyetin yanı sıra, şu prensiplerin de birer esas olduğunu söyleyebiliriz: 1. Sabır, 2. Yumuşak Davranma ve Hoşgörü, 3. Tedrîcilik, 4. Neticeleri Allah’tan bilme, 5. İç derinliği, 6. Tevazu, 7. Muhasebe. |
Pencere Önü ßekLeyi$
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
Alıntı:
:( |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:20 . |
Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.