Bi gün ayrı kalmak bu kadar zorsa bunca zaman nasıl geçecek bilmiyorum
__________________
Üyeye Bela gelmez Admin Kızmadıkça,Admin Sinirlenmez Üye Azmadıkça
Ne kadar kibirli dursa da Bardağın önünde eğilir çaydanlık Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından; Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez...
Üyeye Bela gelmez Admin Kızmadıkça,Admin Sinirlenmez Üye Azmadıkça
Ne kadar kibirli dursa da Bardağın önünde eğilir çaydanlık Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından; Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez...
Herkes gidiyor artık, şehir kalabalık.
Her gidenin ardında el sallar karanlık,
Yüzünü bile görmediğin sonbaharda...
Düşen son bir yaprak arıyor yalnızlık.
Üşüyor artık üşüten kar tanesi...
Penceremin önünde birikiyor beyazlar,
Biz soğuk camdan izlenirken yağardık,
Seninle kaybolan düşünceler gibi;
Eski yorganların altında yazardık,
Şimdi dökülüyor yapraklar usulca...
Kar taneleriyle yapraklar karışık,
Düşüyorlar görünmezken aşkın yüzü,
Sevdanın sonu ışıksız ve karanlık.
Tek şahit sonbahara gökyüzü,
Tek umudumuz sönmeyen bir ışık,
Burda kimse sevmez hasretleri,
Söyle, kimler düşen mevsime tanık,
Kimlerle geçecek bu diyarlar...
Uzaklara bakan göz bebekleri,
Düşerken önümde gecikmiş sonbahar,
Soğuk kar oyunlarında elleri...
Bu baharın son nefesleri önümde,
Son haykırışlar, duyulmaz sesleri.
Derin ve keskin yaralarla gönlümde,
Gecikmiş sonbaharın sonsuz izleri!
__________________
Üyeye Bela gelmez Admin Kızmadıkça,Admin Sinirlenmez Üye Azmadıkça
Ne kadar kibirli dursa da Bardağın önünde eğilir çaydanlık Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından; Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez...
Üyeye Bela gelmez Admin Kızmadıkça,Admin Sinirlenmez Üye Azmadıkça
Ne kadar kibirli dursa da Bardağın önünde eğilir çaydanlık Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından; Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez...
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani..
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin..
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin..
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini..
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani..
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk..
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin..
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin..
Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk..
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk..
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa..
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir..
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir..
Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa..
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa..
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan..
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar..
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar..
Özlemler ateş şimdi anılar duman duman..
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan..
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur ..
Çağırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar..
Böylece üstümüze çöker de karanlıklar..
Camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur..
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur..
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani ..
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir..
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir..
Her akşam uzaklara alır götürür seni ..
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani..