-Eski zamanlarda yüce ruhlu olmak demek; ayrıntılarda özgür olmak demekti...
Şimdi yüce ruhlu olmak gevezelikle aynı şey sayılıyor...
...
-Eskiden saygınlık demek,
mesafeli olmak demekti...
Şimdiyse saygınlık iddialı olmak ve kimseyi adam yerine koymamakla bir tutuluyor...
...
-Eski zamanlarda sadelik, akıllı insanların doğruluk yolunda olmasıydı...
Şimdi ise sadelik hilebazlık yapmak için maske olarak kullanılıyor...
(...Konfüçyus)
Olgun sevgi insanın kendi bütünlüğünü ve bireyselliğini koruduğu bir birleşmedir...
Sevgi insanda dinamik bir güçtür...
İnsanı çevresindeki insanlardan ayıran, duvarları yıkan, insanı diğer insanlarla birleştiren bir güç...
Sevgi, insanın ayrılık ve yalnızlık duygusundan kurtulmasına yardım eder ve yine de kendisi olarak kalmasına, bütünlüğünü korumasına imkan tanır...
Sevgide iki ayrı varlığın bir olması, yine de iki ayrı varlık olarak kalabilmeleri karşıtlığı vardır...
Gelişmemiş sevgi şu ilkeyi benimser;
“-Sevildiğim için seviyorum...”
Gelişmiş sevgi ise şu ilkeyi benimser;
“-Sevdiğim için seviliyorum...”
Olgunlaşmamış sevgi şunu der;
“-Seni, sana ihtiyacım olduğu için seviyorum...”
Olgun sevgi ise;
“-Seni sevdiğim için sana ihtiyacım var” der.
(...Erich Fromm)
Çocukken tek istediğim büyümekti...
Çünkü; sanki büyümek, özgürlük ve saygınlık demekti...
20 yaşımda, 30’umda olmak istedim.
Daha olgun, daha boyutlu...
Hayatımın ortasındayım,
Bu sefer de 20’li yaşlarımı özledim.
Genç olmayı ve de özgür ruhlu...
Emekli oldum, bu defa öykünmem orta yaş dönemineydi.
Nasıl da özlemiştim, zihnimin yıpranmamış halini...
Hayatım böylece geldi geçti.
Bense hiç istediğimi yaşayamadım...
Ne yazık ki...
(...Jason Lehman)
-Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun... Suratsızlar sizi aşağı çeker...
-Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa. Beyniniz âtıl kalmasın... Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır...
-Küçük şeylerden zevk almaya bakın... Gözyaşları olacaktır... Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin...
-Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kuş, balık, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa... Eviniz sığınağınızdır...
-Sağlığınızın kıymetini bilin... İyiyse üstüne titreyin... Bozuksa düzeltin... Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın...
-Vicdan azabından uzak durun... Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde dolaşın, ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin...
-Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin her fırsatta... Ve hiç unutmayın ki hayat, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür... (...G. Carlin)
uzun yıllara hasret kocaman bir merhabayla başladık hayata...tutunulası en güzel yılların tozlu raflarında sakladık umutları...ve hiç ayrılmamacasına bir yenisini ekledik zamana aldırmamacasına...!!!
__________________
TabuTlara sığmayacak kadar inTihar var , şeyTanın siparişi..
dünyanın ninnisi olmuş sirenler , Ya RAB bizi özler...
şah damarım aTTıkça yaşını silerim çeşmin , solar hayaT resmin..
umuT nerdesin yine biTTin , nerelere giTTin , ben seni göremeden...
İnsanlar acımasızdır küçüğüm...
Sana seni, kendini, kalbinde taşıdığın sevgini, duygularını unuttururlar...
Tüm kalbinle savaş açsan, silahın ne olursa olsun yenilirsin...
Savaş kötüdür be küçüğüm... Ama mecbur ederler...
Bir gün gelir, en yakının senin en uzağın olur, hiç tanıyamayacağın hale gelir...
En uzağın, hiç tanımadığın senin en yakının, canın olur.
Onun için canını verebilir hale gelirsin...
“Gözden uzak olan gönülden de uzak da olur” derler ya küçüğüm, inanma...
Sen onu gönlünde yaşatırsan sana hep yakın olur...
Hayat bir okuldur... İnsanlar öğretmen ve öğrencidir...
Acılar, çekilen çileler, kayıplar, feryatlar derstir...
Gözyaşları defterdir... Kalbin, duyguların, özgürlüğün kitaptır...
Hayat okulundan başarıyla geçmelisin... Asla isyan etmemelisin...
Sen hep bildiğini sanırsın, ama bilmediğin çok şey vardır hep...
Öğrenmenin sınırı yoktur...
Hayat budur...
(...L.Zilan)
Anlayış karşısındakinin görüşünü anlamaktır...
Başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davran kuralı, anlayışın bir örneğidir...
Bu, kişisel ilişkilerimizi güçlendirmeye yarayan çok kuvvetli bir insan huyudur...
Anlayış, başkalarının görüşünü kabul etmemiz gerektiği demek değildir...
Sadece onu anlamaya çalışmaya hazır olduğumuz demektir...
Herkesin, bizimkilere uymayan, kendileri için geçerli olan kendi deneyimleri olduğunu kabul etmedikçe, bunu yapamayız...
Herkesin dünyayı bizim gibi görmesini bekleyemeyiz...
Gerçek anlayış, ancak kendi dışımıza çıkabildiğimiz ve nesnelerin öteki insanlara nasıl göründüğünü anlamaya çalıştığımız zaman gelecektir...
(...Lio Buscaglia
Küçük bir beden, çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.
...
Ufak balıklar daha lezzetli olurmuş.
...
Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar alevi söndürürmüş.
...
Sağanak dediğimiz, küçük damlalardan ibaretmiş.
...
Ufacık bir yağmur, kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
...
Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görünebilirmiş.
...
Küçük bir saman çöpü, rüzgârın yönünü gösterebilirmiş.
...
Bütün bir hasat, bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.
...
Büyük bir geminin batmasına, küçük bir delik yetermiş.
...
Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış.
...
Bazen büyük bir aşkı başlatan, küçük bir gülümseme imiş.
...
Büyük yazıları yazmak için küçük noktalar, virgüller gerekirmiş.
...
Ulu bir çınarın veremediği kokuyu, küçük bir papatya verebilirmiş.
...
Büyük paralara alınan hediyelerin sağlamadığı mutluluğu, küçük bir bakış sağlayabilirmiş.
...
Küçük sevinçleri bilmeyenler, büyük keyifler yaşayamazmış.
...
Küçük dediklerimizin aslında ne kadar büyük olabileceklerini;
Değerini onlar yok olmadan bilebilmemiz dileğiyle... (...Anonim)
Her yıldızın kendi yörüngesi vardır ve onunla en yakın komşusu arasında yalnız güçlü bir çekim değil,
erişilmez bir uzaklık da bulunur...
...
Çekimin gücü uzaklığa oranla artarsa, iki yıldız kucaklaşamayıp çarpışır ve yok olurlar...
Bizim de onlar gibi yörüngelerimiz var ve acıklı bir çarpışmayı önleyebilmek için, aramıza erişilmez bir uzaklık koymamız gerekir...
...
Saygılı davranmanın tüm sırrı birbirinden yeterince uzak durabilmektedir; saygının bulunmadığı toplumda hayat ne çekilebilir, ne de sürdürülebilir...
(...Bernard Shaw)