![]() |
****|son mektubum sana|****
ben seni görmek için sınırlarımı zorlarken,
senin umursamadan , alaycı konuşmalarından, yada senden vazgeçerim diye korkup önüme bi parça yem atman dan anlamalıydım.... ben hayatta hiç kimseye sabırlı davranmamıştım oysaki... severdim özgürlüğümü , asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyii.. bir bunları severdim birde seni sevdim... sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim... ilk defa biri benden hesap sorsun istedim...bir açıklama beklesin... bu biraz açık değilmi yada "hayır bi yere gitmiyosun evde oturuyosun" dan başka bişeydi bu... beni sorgula , duygularımı sorgula istedim.....olmadı... ne kadar da kolaydım senin için ne kadar da zahmetsiz.. tabii ki bocalardın emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün..... emindin seni sevdiğimden ve düşündüğümden.... nedenleri niyeleri merak etmedim hiç,inan etmedim... bu kadar sevgisiziğlinde seni nasıl bu kadar sevdim , onu merak ettim... benim için ne düşündüğünü, beni nasıls gördüğünü sendeki beni merak ettim...... artık hayal kurmuyorum, şimdi tekrar başlasak da yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun..??? şimdi artık tek başımayım... hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.... iki kişilik kocaman bi boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı tercih ediyorum ve emin ol ben şimdi daha mutluyum hemde çok.......... |
Varsın gerçek değilse rüya olsun yeter ki uyandırmasınlar
Bir küçük yağmur damlası kadar değerim yok mu sende?
Yalnızlığımın farkına sensizken varıyorum. Sen yokken yokum ben, yokmuşum meğer… Niye bilmiyorum ama ben sadece senle mutluyum… Seninle apayrı bir dünyaya giriyorum. Geçen vaktin farkında bile olmayan, yağmuru sevmeye başlayan, esen rüzgarda kokunu hisseden, gözlerine bakarken eriyip kaybolan oluyorum. Ellerinde buldum kalbimi, sarılınca hissettim kalbimin ne güzel çalıştığını… Sen yokken yoktum ben ya! Şarkılar vardı o zaman da… Seni şarkılarda buldum… Sen hep en güzeliydin, rüyalarda, şarkılarda, hayallerde… Ben kabullenmişim kalbimin sahibi olmanı mutluyum halimden.. Ya saklandın! Yasaklandın! Sen ama bu kalpten kımıldamadın bile… Kaç kez? Gittin, yoksun sandım, sadece sanmışım aynı yerindesin… Sadece hayallerimde, rüyalarımda olsan bile kimse almasın seni ordan… Varsın gerçek değilse rüya olsun yeter ki uyandırmasınlar.. Son nefesimde elimi sen tut! Son sözlerimi bir sen duy! SON AŞKIM OL! |
Hangisine bakarsan bak seni özlediğimi söyleyecek içlerinden biri
Kelimelerimi yıldızlara sakladım bu gece , ne senden ne de benden bahsetmiyeceğim hiç .. Konuşma işte canim , yıldızları izle bu gece .. Hasretimi mıh gibi çaktım geceye , ve birbiri ardına bağladım yıldızlara özlemimi .. Hangisine bakarsan bak seni özlediğimi söyleyecek içlerinden biri .. Yıldızlardan yardım istedim , Onlara sığındım .. Gözyaşlarım , yürek yangınımı söndürmeye yetmedi bu gece .. Kelimelerim birbirini kovalarcasına çıkmadı ağzımdan .. Hayallerim ısıtmadı beni .. Düşündükçe acıdı yüreğim , düşündükçe kaybetmeye başladı kendini .. Anlamsız çarpışlar yaptı , ve hızlı vuruşlar .. Dinlediğim hiç bir şarkı özlemimi dindirmeye yetmedi bu gece .. Her sarkıda efkarın vurdu gönlüme .. Dinledikçe Ağladı yüreğim , ağladı gözlerim .. Dedim ya ; Gözyaşlarım yüreğimi söndürmeye yetmedi bu gece .. Bir yanıma resmini koydum , diğer yanına da hayalleri .. Baktıkça resmine , hayallerim o parlak gözlerinde canlaandı , Hayal gözlüm .. Resmine baktıkça daha çok acıdı yüreğim , yanınd olmamanın verdiği sıkıntıyla .. Kesilmedi acısı .. Yıldızlara sığındı yüreğim .. Bak bu gece yıldızlara .. Yüreğim saklı onların arkasında .. Ben bu gece o karanlığın arkasında olacağım işte .. Bak onlara beni görürsün ... Bak ama seninde acımasın yüreğin .. Ay olmayacak gökyüzünde bu gece , sadece yıldızlar kaplayacak.. Yıldız gibi parlasın gözlerin , Onlara parladıkça benimde biraz olsun kesilir acısı yüreğimin .. Kaldırımlar da boş işte bu gece , hiç bir gelen geçen yok .. Sokaklarda kimsesiz .. Bir resmin , bir de hayallerim eşlik edecek bana bu gece .. Bi tek sen eksiksin aslında .. Resmin ve hayallerin herşeyi tamamlıyor ama .. Sen yoksun işte .. Bir tek sen yoksun , Bir tek sen .. Oysaki gelsen .. Yüreğime umutlarımı sersen .. Yıldızlar Kaybolsa , Maviliğini yansıtsa Gökyüzü bize .. Hayaller gerçek olsa .. Acımasa şu yüreğim .. Acımasa .. Gözümün bebeği .. |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez. |
:4::4:;)
|
Alıntı:
:4::4::4::4::4::4::4::4::4: |
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİLTTİM
Seni anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yıldıza. Bir kibrit çöpüne varana. Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini... [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
YARALAR BENİ (bu Şarkı beni Öldürecek)
Alıntı:
TEŞEKKÜRLER DERTKOLİKK YARALAR BENİ (bu Şarkı beni Öldürecek) Söylemem Adını düşersin Dile Gönlümü bagladım Zülfün Teline Acı Sözlerinle Vurdun Sineme Yaralar sewdigim, YARALAR BENİ... Düşen iflah Olmaz AŞK'ın narına Gönlümü bagladım Döndüm Şaşkına Dermansız Dertleri Actın Başıma Yaralar Sewdigim YARALAR BENİ... |
çok güzelmiş..ilk defa duydum kimin?
|
İnternette Buldum Bende Çok Sevdİmmm BeĞenmene Çok Sevİndİmmmm
|
ya kusura bakma benim amacım espri yapmaktı seni kırdım galiba pardon..
|
Alıntı:
Alıntı:
:72::72::72::72::72::72::72::72: YOK ŞAKAYDII YA SENİ YAZILARINLA TANIYORUM TEPKİNİ ANLAYIŞLA KARŞILADIMM HER ZAMAN SAYFAMA BEKLERİMM WE TABİİ Kİ SAYFANADA GELİRİMMM BİZ BU TOPRAKLARIN KÜLTÜRÜYLE BÜYÜDÜK MİSAFİRLERİMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE AĞIRLAMAK BİZ ONURE VERİR TEŞEKKÜRLER ............... |
kanserli bir akciğerin isteyeceği tek şey gibi sarhoşum şimdi çünkü değmiyor hayat ne yüreğime kelimelerime susmaktır çare duymaz bu zaman beni şu gece vakti tekrar dinlerim türkülerimi son kez susarım bu dünyaya ---------------------------------------------- mattet --------------------- Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum... Ben sende seni sevdim Avuçlarken yüzümü Yahut dokunurken sessiz yar... ------------------------------------------------------- mattet ------------------ Farkında olmalı insan...'ßir damlacık sudan nasıl yaratıldığını farketmeli..Anne karnına sığarken,şu koca dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını farketmeli...Henüz bebekken dünya benim dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürkende aynı avuçların herşeyi bırakıp gidiyorum işte dercesine apacık kaldığını farketmeli...'Farktmeyi farketmeli en azından.... ---------------------------------------------------------------------- Yine yankılanıp ses Arşa ulaştı Yine Ölümsüz yürek kudurdu Sığınıyorum hayallerin gölgesine Ah, ciğerim yanıyor... Ve yaralı gönlümün derinliklerinde Günlerin ateş parıltısı Ah! Dağlanmış ve onulmaz yüreğim, Yetim ve sevinçsiz öfkem! ----------------------------------------------------------------------------- Bizde Bilirdik Sevgiliye Karanfil Almasını, Lakin Aç İdik Yedik Karanfil Parasını.. (Yılmaz GÜNEY) Asla bu toplumdan biri olmadım... işkence altında şarkı söyleyenlerin soyundanım ben yasalardan anlamam sağduyum yoktur ben bir hödüğüm ( Arthur rimboud) ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ben özlemeyi özlüyorum özlenecek kimse dekalmadı ki bu dün yada kimi özlesem ki.... ------------------------------------------------------------------------------------------------- Gün gelir rüzgar, fırtına olur Dertleri gönül kendisi arar da bulur Her gülüş cevap, her cevap günah Olmuyor ne yapsan, içinde kopar bir isyan Vur durma vur yüreğim vur Olan olmuş ne olur Hayata bir daha vur Gülümse ne olur Bu günler dün olur Hatıralarla yaşanmaz ki yazık olur... ---------------------------------------------------------------------------- özlemek güzeldir ve her güzel şey gibi oda acı verir, her ne kadar canını acıtsada güzel şeyler, her ne kadar yitirsende birşeyler kendinden hepsi yaşanmaya değer ve de değer o kişiler için... ------------------------------------------------------------------------------------- özlemeyi hakedenleri özledim sadece... ------------------------------------------------------------------------------------------------ Ahh "hasret..." Zorlanıyorum be yürek sızım... Alıp verdiğim nefes bile yoruyor beni... Kan damlıyor geceme.. İdama sürüyorum düşlerimi...! ... Özledim... Sessiz-ce...! ---------------------------------------------------------------------------------- olmayanı..olanı...özledim... gidenleri özledim... yaşamak yerine ölmeyi.... aşkı bilyenleri özledim... masum insaları özledim... varlığını bilen insanları özledim... kendi ve kendi dili için ölümü göze alanları özledim... bizim için ölümü göze alanları.. kendi halkımı kendimi özledim... başka insanları ve başkanımı özledim... özledim özlemeyi.... ------------------------------------------------------------------------- Ne wannnn anladı beni, nede sen. Oysa ne çok sevmiştimki ikinizi de bir bilsen ! ! ! . . . ------------------------------------------------------------------------------- birini sevmişsindir geçen yıllarda açık bir yara gibidir hala hala ne çok özlemişsindir onu Aglayamazsın... ------------------------------------------------------------------------------------- ' HaKsıZ OLaN AFfedİLmeyİ BEkLemEmeLidir ' ------------------------------------------------------------- GözLerin DaLarSa ßiLki dü$ündüm Seni,KuLagIn ÇInLarSa ßiLki aNdIm Seni,GeCe UyanIrsan ßiLki ReSMiNi Öptüm,GözLeriNden Ya$ damLaRSa ßiLki SenSiz ÖLdüM... -------------------------------------------------------------------------------- Kendimi Arıyorken,Olmaktan Korktuğum Yerdeyim..Sendeyim... Al beni ne yaparsan yap ... ....................................... ........mattet........ |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
Sadece iki kişilik yer var bu sofrada.. Üçüncü girdiğinde devreye, garip bir koltuk telaşı, anlamsız bir ekmek savaşı, sonunda bir açlar sofrasına dönüşür her şey... Ekmek paylaşılır, dostlar paylaşılır, her şey paylaşılır da bu dünyada, sevgilinin alnındaki ter, yanağındaki gamze, göğsündeki huzur, elindeki sıcaklık paylaşılmaz kimseyle.. mattet |
Yarınlarrrrr
yarınlar..... Kelepçeye vuruldu bütün bir hayat Ne yarınlar,nede beni ben eden sevdalar Önemi yoktu hayatımın, çünkü yargılanmıyordum Ben değildim ki yaşayan, nefes alan Dar ağacına götürülen bir mahküm çaresiz ve mutsuz Bitiyordu hayatım başlamadan Son nefesti,son fırtınaydı yarınları olmayan Bu benim hayatımmıydı,sorulmadan çalınan Ne ben ne sevdam ne mutluluğum olacaktı yarınlarda Kızgın bir çölde, kum taneleri gibi savruldum Bazen öyle bir fırtına oldum ki, ateşimle kavruldum Haykıramıyordum, coşamıyordum dalgalar gibi Bu benim iç dünyamdı, anladımki yalnız ve çaresiz Umut ışıklarının bittiği, sevgilerin tükendiği Mutluluğun son bulduğu bir dünyadı beniim dünyam Kahrolurcasına, ezilircesine, gömdüm acıları içime İlk ve son gemiydi yanaşan, habersiz ve sessiz Saf ve temiz hiç yaşanmayan Her yerde her şeyde hayallerim vardı,habersiz ve sensiz Neydi düşlerim, neydi umutlarım bilinmez Ama bu benim iç dünyamdı hiç yaşanmayan Sevgi verdim besledim, umut verdim bekledim Hep daracık bir pencereden baktım hayata Korktum, sevgiden mutluluktan, yarınlardan Doğayı sevdim, çiçekleri sevdim,çocuklarımı sevdim Beni ben yapan yüreğimi sevdim Acılarımı sevdim...Ama sormayın bana Yarınlarımı daha çok sevdim MATTET |
merhaba biraz geç oldu ama kabul edersen sayfan hayırlı olsun şimdi biraz işlerim var ama en kısa zamanda ilk sayfadan başlayarak sayfalarını okuyacağım buna evinide dolaşmak diyebiliriz ama art niyetsiz gerçekten emek verilerek üretilen her şey benim yanımda çok değerlidir ve sen güzel şeyler üretiyorsun şiir bölümündeki paylaşımlarını okuyorum kolay gelsin başarılar
adettendir bir yere ilk gidildiğinde eli boş gidilmez umarım beğenirsin Kazım'a Mektup Gözkyüzünün en parlak yıldızı Devrimcilerin en yakışıklısı Şair Ceketli Çocuğumuz Karadeniz sana asiliğini öğretirken pes etmemeyi öğretmedi mi? Sana yakışmadı böyle gitmek Türkülerimizi öksüz bıraktın, kim ‘didou’ diyecek şimdi Kim toparlayacak ‘Zuğaşi Berepe’ yi Çernobil’e kim dur diyecek,kim savaşacak o illetle Karadeniz otoyoluna kim karşı koyacak Kimsenin direnci kalmadı senden sonra Gittiğinden beri farklı bakıyor gözlerimiz gökyüzüne Her bulutta senin siluetini arıyoruz sanki Belki bir gülümseme görürüz diye Sesin devamlı yankılanıyor kulaklarımızda Her Lazca melodide sen geliyorsun aklımıza Sevdayı bize öğreten çocuk Karadeniz bile eskisi kadar hırçın değil artık O bile sustu sen gittiğinden beri Biliyoruz hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Belki yeni‘Kazımlar’ doğmayacak Ama ‘Kazım’ bir sembol olacak Tıpkı öncekiler gibi… |
Sana söyliyeceqim tüm kelimelere sansürlü diyorlar karalıyorlar cesaretimi! Yıkılıyor qüvenim,hayalim varsa neyim!
Sonrasında Kalıyorum apaçık ortada! ßulamıyorum seni anlatan kelimeler daha fazla.. Yıkılıyor umutlarım bir bir.. Nefretimi anlatacak,fışkıracak içimdekileri, bulamıyorum adeta ßir düşünce sarıyor bedenimi. Ondan mı, yanındakinden mi nefret etmeli ? Peki ya onun benim hakkımdaki düşünceleri..? Sanırım bilmesek daha iyi! Fazla laubali… Hepsinin içinden kala kala ona mı kaldın kalbim! Diyorum ama anlatamıyorum derdimi… ßiranda nedensiz susuşlarda buluyorum kendimi. Ahh İstanbuL…Fazlasıyla acıtıyorsun bedenimi ! €n son ne zaman **lamıştım bir qereksiz için ? Ne zaman dökmüsüm yaşlarımı anlamsız bir serüven için! Hmm..Hatırlayamadım şimdi.. Ne yani, o kadar eski mi ?! Sanırım evet… Artık qecmisimde kalmıssın sen! Tozlanmış raflarımın arasındaki sarı sayfalı kitaplar.. ßak!Seni anlatmak için ne cok tamlama kullandım! Oysaki sadece ‘qereksiz’ demem bastan sona anlatıyordu seni! dimi ? .. Cocuksu ruhlara kaptırdım kendimi. ßilmem kac serüvenlik bir dizi! Kac bölüm oynandı ki? Yine de, hayatımı anlatmaya yetmezdi.. Kac sezonluk filmler qördüm ben! Hicbiri de sevdayı anlatmaya yetmedi, yetemedi ! Daha devam eder senaryolar yazılmaya.. Hepsinin sonu aynıdır! Klasik Türk filmi .. Yeşilcam’dan teklif qeldii… Sanırım beqenmişler hayatımla oynama fikrini ( : ßiliyor musun, eskidendi seni seviyorum’la baslayan, hayatımsın’la biten cümlelerim. Sevmiyorum işte kimseyi ! Ne seni, ne de sevdirmeye calısan emellerini .. Gidislerim soquktur, bilirsin ! Ona qöre hatırlatayim dedim..Dısarda ayaz var,kalın qiyin mattet Her Ne Yapıyorsan Yap, Dışında Kal ve Bak İzle. Sadece İzle.Ondan Kurtulmak İçin Aceleci Olma, Sadece İzle. Ne Kadar İzlersen, O Kadar Yeterli Hale Gelirsin. Bir Gün Aniden Görüverirsin Ki, Kendiliğinden Kaybolmuş...! mattet Düşmeden Bulutlarda Koşmam GereK |
Alıntı:
Güzel mısralar... Yüreğine, emeğine sağlık...:4: |
beni özlemişsin belli, satırların çok sitemli, can canandan vazgeçermi, yinemi sensin.. hayret ağlamışsın belli, mektubunun ucu nemli, yine nerden çıktın deli, yinemi sensin.... teşekkürler arkadaşlar herşeyyy için.... teşekkürlerr bizde adettir herelen misafiri güzel sözle karşılamak beniiiiii onurlandırdınızzz........... |
{Gİt ...... Me}
Gitmelisin... Yüzünü bir daha dönmeden gitmelisin... Ardına ve arkanda bıraktığın bana bir daha dönmemek üzere gitmelisin... Bu güne kadar seni görmediğim bir gün olmamıştı... Her gördüğüm an daha çok özlüyordum seni... Her gördüğümde içime biraz daha işliyordun... Sensiz nefes alamayacağımı düşünüyordum... Görüşemediğimiz iş saatlerimizde sesinle avunuyordum. Sesinle dolduruyordum içimde ki boşluğunu... Sesin kulağımda, varlığın içimdeydi... Bir günü bir güne ekliyordum... Aşka aşık olmaktan vazgeçmiş, direkt sana aşık olmuştum... Seni bir bütün olarak sevmeyi öğrenmiştim... İçimde ki senden farklı yönlerini gördüğümde şaşırıyor ama hiçbir zaman vazgeçmiyordum seni sevmekten... Artık sevgi ötesi bir durumdu varlığımda ki varlığın... Ben, ben olmaktan çıkmıştım... Ben, sen olarak yaşamaya başlamıştım... Bir beklenti taşımıyordum sana karşı... Bu güne kadar hep yalnızdım... Yalnızlığıma dokunulmasını, kanımda dolaşan özgürlüğümün kısıtlanmasını düşünemezdim... Fakat yanımda olan senle yalnızlığım dağılmaya başlamıştı... Çevreme ördüğüm duvar gittikçe yıkılıyordu... Korkmam gerekirdi ama keyif alıyordum... Yeni bir ben buluyordum karşımda... Bir beklenti istemediğini fark ettiğim anda şaşkına döndüm... Korkmuştun... Kaçmak istiyordun... Yaşantında gittikçe şekillenen ve gittikçe sevdiğin benden korkmuştun... Beni daha fazla sevmekten korkmuştun... Benim sevgimin sorumluluğunu taşımaktan korkmuştun... Beni taşıyamamaktan korkmuştun... Aramıza bir mesafe girdi, korkularımızın açığa çıkmasıyla... Artık görüşmez olmuştuk... Kavgalarımız çıkmaya başladı... Beraber yapamıyorduk ama ayrı iken hiç olmuyordu... Bir müddet ayrı kalmak istiyorduk... Canhıraş yürek bağırtıları ile teslim oluyorduk tekrar birbirimize... Sevgi yüreğimde, sensizliğe teslim olmuştum... Beklediğim seni, sana teslim etme zamanı idi... Yüreğimde ki acıya rağmen sana seslendim... “GİT”, dedim... Susma hakkını kullandığını söyledin... Ancak, alamıyordum sevgiyi... Veremiyordum sevgimi... Sevgimiz donmuş ve kalıp şeklinde bekler gibiydi... Ve biz yenilmiştik... “GİT”, dedim... Kanayan yüreğimde ki yara daha da açıldı... “GİT “, dedim... Gitmeni hiç istemedim... Gitmeyi hiç istemedim... “GİT”, dedim... “ME” ‘yi ekleyemedim... “GİT............. ME” mattet |
{Veda}
ayrılık kapıma dayandı. önce serin soluğunu hissettim. yumruğunu kapıya dokundurdu. aci bir sesle haykırdı kapı. istemeye istemeye kapıya yaklaştım. onu son kez görüp vedalaşmak için.
kapıyı açtığımda karşımdaydı. bavulunu ayaklarının kenarına bırakmış, elleri yanında sallanıyordu. her zamankinden farklı bir hali vardı. belki o da ayrılık acısını yaşıyordu. benden ayrılacağı için üzülüyordu. ayrılık kötü olsa da bunu düşünmek bile bana iyi geliyor. onun için önemli olmak... 'ayrılma vakti geldi.' 'zaman ne çabuk geçti değil mi?' 'bugünü iple çekmiştim ama şimdi zaman dursun istiyorum. ne zormuş bu ayrılık. kendimi hiç bu kadar berbat hissetmemiştim.' 'ama gitmeyi sen istedin.' 'bekli de böylesi daha iyi olacak. bilmiyorum.. zamanla göreceğim.' 'inşallah...' 'hadi üstüne bir şey al da beni taksi durağına kadar geçir.' birlikte dışarı çıktık. kimseler yoktu sokakta. yalnızca ikimiz... yürürken bana yaklaştı. boş olan elini omzuma attı. öylece yürüdük. ağlamak istedim. ama niçin bilmiyorum? şu anki mutluluğumda mı yoksa ayrılığımıza mı? bizimki iki arkadaşın vedasıydı. ama belki o da benim hissettiklerimi hissetmişti. taksi şöförüne bavulunu verdi. bana dönüp sessizce baktı. sadece gözlerime. ellerimi avuçlarına aldı. acaba yalvarsam vazgeçer miydi? 'gitme'dedim ama içimden. istedim haykırmayı, olmadı. yine sessiz, sarıldı... 'hoşçakal' dedi ve taksiye bindi. araba hareketlendi. arkasını dönüp el salladı. 'gitme' dedim. ama duymadı...gözden kayboldu... geldiğimiz yoldan geri döndüm. sessiz... kimseler yok sokakta... yanımda dolması gereken boşluk... yanlız... |
{Mutlaka Okuyun}
Oturuyorum gözlerim kapalı, düşünüyorum bir hayal kuruyorum. Seninle bizim yaşadığımız evi düşünüyorum. Sabah, ben erkenden uyanıyorum. Hazırlanıp dışarı çıkacağım. Hazırlık yapmamız gerek akşama misafirlerimiz var. Önce güzel bir duş alıyorum, sonra giyiniyorum. Sen hala daha mışıl mışıl uyuyorsun. Seni uyandırmak istemiyorum. O kadar güzelsin ki bunu sana anlatamam.
Dışarı çıkıyorum arabamızın anahtarları elimde, otoparka giriyorum ve yavaş vayaş arabanın yanına yanaşıp kapıyı açıyorum. Güzergah en yakın market... Gerekli alışverişi yapmam fazla sürmüyor. Geri dönüş yoluna giriyorum. Bir şey mi unuttum acaba... Yolun kenarında bir çiçekçi var. Arabayı sağa çekiyorum ve çiçekçiye girerek senin için sarı bir gül alıyorum. Sonra tekrar arabaya, geldiğim yoldan geri dönerek tekrar eve dönüyorum. Ve kapıdan içeri girerken “hayatııım” diye sesleniyorum sıcak ve marur bir sesle.. Fakat sen halen daha güzellik uykundan uyanmamışsın. Çiçeği yanıma alıyorum. Küçük bir not “ uyandırmaya kıyamadım “ Basşucuna bırakıyorum. Sana bağlılığın bir ifadesi... Mutfağa geçip kahvaltılık bir şeyler hazırlamaya koyuluyorum. “ Aşkım uyandığında her şey hazır olmalı “ diyorum kendi kendime.. Biraz domates, peynir, salam.. Kahvaltı sofrasının kalabalık olmasını istemiyorum.. Oranın kalabalığı biz olmalıyız.. Çay evet şimdi çay hazırlanıyor. Hmmm.. Bide rafadan yumurta.. Şimdi oldu... Soframız hazır.. Bu arada senin uyandığını farkedemiyorum. Oysa seni hissetmek isterdim.. Herşeyinle.. Sessizce ben hazırlık yaparken sen arkadan sarılıyorsun.. “ Canım benim, seni seviyorum.. “ diyorsun bana “ bende .. bende seni seviyorum...” Mutluyuz ikimizde, çünkü mutluluğumuza gölge düşürecek hiç bir şey yaşamadık, çünkü birbirimize sevgiyle bağlıyız, çünkü bizim tek güvencemiz yine ikimiziz.. Eeee ne de olsa bu dünya bizim kendi dünyamız, ve bunu biz kurduk. Kendimiz için, çoçuklarımız için.. Kimsenin mutluluğumuzu engellemesine izin veremeyiz. Birbirimize o kadar çok güveniyoruz ve o kadar çok bağlıyıyz ki nikah işlemlerini bile önemsemiyoruz. “Off allahım biz şimdi haftaya Cuma evleniyormuyuz” diyerek birbirimize gülüyoruz, sonrada “ ne gerek vardı ki biz böyle iyiydik” diyoruz. Birbirimize ve kendimize güveniyoruz... Şimdi iş vakti, seni yalnız bırakmak istemiyorum. Masayı toparlamak için birbirimize yardım ediyoruz. “Keşke bitmeseydi..” diyoruz birbirimize bakıp ama biz bunları sürekli yaşıyoruz. Ben çıkış kapısına doğru yavaşça yaklaşırken sen arkamdan geliyorsun. Elimi tutuyorsun sürekli beni bırakmak istemez gibi bir halin var. Biraz da yaramazsın tabi ama bu çekilir bi durum.. Bana skıca sarılıyorsun.. “- Akşama geç kalma.. - Peki canım.. - Biliyorsun misafirlerimiz var... - Hıhım biliyorum canım.. - Seni seviyorum canım.. - Bende ben de seni seviyorum.. - Gitmeni istemiyorum.. Ne zaman bitecek bu işler.. Ne zaman seninle....” Elimi yüzüne uzatıyorum ve işaret parmağımla dudağını engelliyorum.. “ -Şşş bana şimdi öyle bir hediye ver ki hayatımın bir anlamını olduğunu, gittiğim yerde başarılı olmak için bir sebebim olduğunu, ve kendime dikkat edip her zaman geri dönmem için mutlak bir sebep olduğunu bana unutturmasın.. - İşte hediyen canım..” Yoğun bir dudak temasından sonra dışarı çıkıyorum.. Dış kapıdan da çıktıktan sonra yavaşça geri dönüp pencereye bakıyorum.. Ordan masum bir ifade ile beni izliyorsun.. Öeylece duruyorum bana sanki bir daha geri dönmeyecekmişim gibi bakıyorsun.. “Üzgünüm canım ama bizim ve çocuklarımızn geleceği için gitmem gerek “ diyorum ve hızla yola koyuluyorum. Of Allah’ım yapılacak çok iş var.. Ama sen hep aklımdasın.. Dudağımda öyle bir iz bırakmışsın ki ne yapacağımı, nereye gideceğimi, kendime nasıl dikkat edeceğimi iyi biliyorum. İnsanlar sokaklarda, bir adam var koşuyor.. sanırım işine geç kalmış.. Bende geç kalmamalıyım. Şu gaza biraz daha bassam iyi olacak.. Bir an önce gidip işlerimi halletmeli ve sana geri dönmeliyim. Ne kadar güzel bir hayat.. Senin aklında ben, benim aklımda sen.. Evet bu hayatın güzelliğinin; senin için ben, benim için de sen olduğunu hatırlayarak hızımı biraz daha arttırıyorum........ ......Evet sonunda... Paydos.. Bu günkü iş bitti.. Ama önümde çok günler var.. Şimdi dönüş yolundayım.. Fakat o da ne ? Telefon çalıyor.. Sanırım geç kaldım.. “ - Efendim - Hayatım nerdesin? - Yoldayım canım geliyorum.. - Tamam canım, seni özledim ve misafirlerimiz de geldi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Hmmm.. Bunun bir de cezası olacak tabi.. - Anlaşıldı komutanım.. - Seni bekliyoruz.. - Tamam canım geliyorum. “ Allahım nasıl geç kalırım.. bir an önce gitmeliyim.. Hızımı arttırıp vitesi yükseltiyorum.. Çalıştığım iş alanının sınırları içerisindeyim. Yol karanlık.. Ne bir sokak lambası ne karşıdan gelen ne de beni takip eden bir araç var.. Daha fazla geç kalmamalıyım.. Bir vites daha yukarı.. sanırım bu dört oldu.. Hmm dikkatli olmam gerek.. Sanırım bu yoldan bir tanker geçmiş.. Yolda boylu boyunca uzanan bir yağ şeridi var.. Arada bir şerit kesiliyor tekrar başlıyor......Aman Allah’ım.... .......O hiçbir şeyden habersizdi.. Bildiği tek şey aşkının yolda olduğu ve her an için kapıyı açabileceğiydi.. Misafirleri ile ilgilenmesi gerekiyordu.. Ablası gelmişti eşiyle birlikte... Tatlı bir muhabbetin ortasındaydılar.. Birden bir kapı sesi duyar gibi oldu.. Yerinden fırladı aşkım geldi diye.. Ama yok! gelen kimse yoktu.. Ablası sordu ne oldu diye.. “Hiiç sadece kapı açıldı sandım..” ama gelen yok!.. Üzgün bir tavırla tekrar kalktığı koltuğa geri döndü.. Önündeki sehpaya gözleri daldı.. Ve derin bir iç çekti.. “Off neden bu kadar geç kaldı?” İçinde nedenini anlamadığı bir endişe vardı.. Ablası “ - Neden bu kadar heyecanlısın bu akşam bakalım - Hiiç - Pek te hiç değilmiş gibi - Evet - Nedir? Bir müjdemi var yoksa - Nerden bildin ablacım? - Sadece tahmin ettim. Bende müjde vereceğim zaman böyle heyecanlanırım - Evet bir müjdem var. Yani aslında bunu ona dün akşam söyliyecektim ama Söyleyemedim bu müjdeli haberi sizinle beraber vermek istedim. Yani en azından söylerken güçlük çekmemek için - Nedir müjden? Bizi bekletmezsin herhalde gerçi ben tahmin eder gibi oldum ama sen yinede söyle - Evet su bence de söyle bende meraklandım iyice - Şeyy.. Bir çocuğumuz olacak - Ne kadar güzel ama bunu ona söylemek bu kadar zormuydu? - Heyecan ablacım heyecan Kısa bir sessizlik oldu ve gözleri yine önündeki sehpaya daldı.. Yine bir iç çekti ve kendi kendine - Yolunda gitmeyen bir şeyler var - Ne gibi? - Bilmiyorum.. İçimde henüz anlam veremediğim bir hüzün var - Sanki bir şeyler olacak gibi sanki.. sanki..... - Dert etme bu kadar Su bende bir erkeğim o da şimdi senin yanında olmak için can atıyordur.. Sabırsızlanıyordur.. Hatta her an için kapıdan girebilir.. Yine bir sessizlik gözleri yine sehpa da bir iç çekiş daha “ Ne oldu niçin hala gelmedi? “ Bir anda sehpa da odaklanarak göz bebekleri büyümeye başlar.. Ruhunun derinliklerinden gelen o acı kalbine tıpkı bir bıçak gibi saplanıverir.. Artık hüzünden eser yok.. Yüzü kasılmaya başlar.. Ellerini titreyerek göğsüne doğru götürür ve kendine tıpkı sevgilisine sarılıyormuşcasına sıkı sıkıya sarılmaya başlar ve kısık ve hızlı bir şekilde nefes almaya başlar.. Ablası ve eniştesi şaşkınlıktan dona kalmıştır.. Her şey bir anda olur.. Acı giderek artıyor.. Yüzündeki ve nefesindeki kasılma hat safhada, bu sırada ağızını sonuna kadar açıp başını yukarı kaldırıyor.. Çığlık atmak istiyor fakat sesi çıkmıyor.. Gözlerindeki buğulanma yaş damlalarına dönüştü bile yavaşça yanaklarında süzülüyor... Ablası büyük bir refleks ile yerinde fırlayıp omuzlarından tutuyor.. Ve geri dönüp eşine “ - Çabuk bir kolonya su falan bir şeyler getir.. - Allah’ım Su ne oluyor.. - Su yalvarırım cevap ver.. - Titremeye başladı çabuk oll - Su konuş beninle kendine gel ne olur.. Ve yavaş yavaş gözleri kapanmaya başlar.. Nefesindeki ve yüzündeki kasılma yavaşça yumuşar ve sanki son nefesini verircesine bir nefes bırakır dışarı doğru.. Yavaşça koltuğun üzerine yığılır.. “ İşte kolonya geldi.. “ Ablası ne olduğunu anlamadan ellerine bileklerine alnına kolonya sürmeye onu kendine getirmeye çabalar ama nafile “ Su “ der boğuk bir sesle gözlerini açmaz açamaz.. Sağ elini hem korkuyla hemde titreyerek boynuna uzatır.. “ Aman Allah’ımmm!!!! “ “ Suuu!!” diye bir çığlık atar.. “ Olamaz hayır bu olamazzz “ fakat oldu. O öldü.. Nasıl yada nerde öldüğünüz önemli değildir.. Önemli olan bir şey varsa o da öldükten sonra nereye gideceğinizdir.. Bu arada o! O bir daha o eve hiç gelemeyecek.. Ve belki de hatırlayacağı tek şey acı bir lastik sesi.. Hepsi bu kadar.. Birbirini delicesine seven iki insan artık asla ayrılmayacaklar.. Hep beraber, hep birlikte olacaklar.. Ve orda sevdiklerini sevenlerini bekleyecekler.. Onlar artık sonsuza dek beraberler ... Ve mezar taşlarında dünya yok olana dek “Öyle birini sev ki sen ölünce o yaşamasın ” Yazacak.... alıntııı |
{Aşkımın Tarifi}
Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!
Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor... Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN... Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..! Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin... Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var. Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum... |
sevgiliye (okuyun derim )
Yeşili severim ama gözlerinin rengini sevdiğim kadar değil, güneşi severim ama gülüşünü sevdiğim kadar değil, ağlamayı severim ama gülmeyi sevdiğim kadar değil, insanları severim ama seni sevdiğim kadar değil.
Ne kadar tatlı bakıyorsun gözlerinin içine şeker mi sakladın. Güneş mi doğdu yoksa sen mi gülümsedin? Seni tanıdım ve tüm dualarım kabul oldu. Yüzüne bakınca geleceği görüyorum. Gözlerinin içine bakmak sevgi dolu bir aşk filmini seyretmek gibi. Yaşamaksa seni sevmek ben hiç ölmeyeceğim. Gözlerim seni göstermiyor diye gözlerime bakamıyorum. Gözlerim güneşi görmedi senden sonra hasretin ateşi sönmedi senden sonra Baksaydın görebilirdin, her şey gözlerimdeydi gözlerimde bir damla yaş vardı ağlayamadım; o bir damlada sen vardın anlayamadın… Okyanuslarda büyüttüm sevgimi rüyalarımda hep sen vardın... Yüreğin sıkışır, nefesin daralır, gözünden yağmur yaşlar boşalır; yanarsın sönmek bilmez, kovalarsın gitmek bilmez, bu aşka gücün yetmez sende ağlarsın… İsyan eden kalbimi biraz olsun duy yeter; aşka susayan gönlümü seveceksen sev yeter... Korkma sakın gecelerden yıldız gibi parlayacağım; uzaklarda yalnızım sanma nefes gibi içinde, gölgen gibi peşinde, kan gibi canındayım… Bir çiçek olmak isterdim; dağlarda gezmek için, bir rüzgar olmak isterdim; mutluluklara esmek için, bir aşk olmak isterdim sadece senin olmak için… Sen bazen dudağımdaki gülücük, bazen yüreğimdeki ateş bazen gözümden akan yaşsın ama her zaman küçük kalbimde en büyük parçamsın Boşuna arama kendini gözlerimde… Çok uzun zamandır gözlerimde değil kalbimdesin. Seni gittiğim her yere taşıyorum, sevgili! O yüzden yabancı gözlerde aramıyorum gözlerini. İçim o kadar senle doldu ki… İnsanlar seni göz bebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum. Aynaya bakınca seni değil kocaman bir yürek ve o yürekte ondan da büyük bir sen gördüm. Karşımda dur gözlerimi kapatıp seni seyretmek istiyorum. Gözlerim seni göstermiyor diye gözlerime bakmıyorum. Gözlerim sende kaldı bir daha istemeye utandım. Görmedin mi? Karanlıkta sana göz kırptım. Gözlerimle sana esir olacağıma ya seni gözlerimden silerim ya da seni kalbime nakşederim. Öyle sarılmıştım ki sana aramızdan rüzgar geçmezdi. Ruhun dudaklarını kullanıyorsa öpebilirsin. Yok eğer ruhun dudaklarından kopmuşsa yok hayır dur öpme. Seni yeterince anlatmadılar diye gözlerime hesap sordum. Gözlerim gözlerine vurgun olduğundan beri artık her şey anlamını yitirdi. Artık her şeye senin gözlerinden bakıyorum. Sana öyle bir sevgim var ki, sana bu sevgiden zarar gelmesin diye bakmaktan korkuyorum. Bakışlarımın ölülüğünden sevgimin diriliği okunur. Titrer durur ellerim yanında. Vücudum ürpermeye dolar. Üşürüm ben senin yanında. Çünkü varlığın içime serinlik verir. Seni gözlerinden seyredemiyorum. Bana kalbinin gözlerini aç. Seni acılarımın içinde canım gibi saklıyorum. Ben senin yüzünden çektiğim her şeye razıyım. Ama senin benim yüzümden azap çekmeni istemem. Acını acım bilerek acını yüklenmek istiyorum. Açılırken avuçlarım sessizliğe ellerinin içindeyim. Ağlamak geliyorsa içinde, ağla; gözyaşının içindeyim. Dokunsan haykıracak bıraksan ağlayacağım. Kim ağlasın gülüşlerine. Kim gülüp geçsin insanların çekilmez dert dediklerine Göz yaşların neden düşer o gözlerinden bilmem ki? Yıldızlar yere düşmezdi benim bildiğim… Dağ düştü üstümüze yıkılmadık ama; insan değdi tenimize acısı yıktı bizi. Sensiz geçirdim tek bir an yokluğunda ki sevgine vurulan bir düğümdür. Gözlerimde bir damla yaş olduğun gün, korkarım ki seni hiç bırakamayacağım. Birlikteliğimiz ayrılığın zirvesinde devam etmeli. İnsanlar seni tanımak istiyor, sen ise bana kendini tanıtıyorsun. Ben bir insanı sevme cesaretini gösterdim. Sen ise bir insan olma cesaretini gösteremiyorsun. Sen sende olmak istersin ama sende olan nerde olmak ister bilir misin? Sen seni bil. Sende olan varacağı yeri bilir. Sen insanlar için var olmalısın. İnsanların senin için var olmasını istememelisin. Dünyayı değiştirmeden evvel, dünyanın seni değiştiremeyeceği bir sağlamlığı elde etmeye çalış. Gökler temizdir yerlerse çamur. Gökleri isteyen ışığı bulur. Yerde kalansa çamurda yürür. Artık kimseler senin dünyana giremiyorsa sen herkesin dünyasına girmişsin demektir. Böldün aydınlığımı, karanlığım sende kaldı. Beni insanlarda arama, kendinde ara beni. Sen hangi dünyanın insanısın. Gerçeklerin mi doğruların mı? Yıllara bölüyorum geceleri bitmiyorlar. Ne diye sensiz böyle zor geçiyor zamanlar.......................................... ............................. |
İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa Bende seni o kadar çok seviyorum.. Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam Yanlış yapanı tanımam... Bu senin içinde geçerlidir gülüm. Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..! ------------------------------------------------------------------ Rastlantıydı belki ilk görüş Oysa ozaman ben bittim Jenerik bir seneryo sanki İlk bakışta aşk'mı olur Ne yazık ki bizim ki böyle bi aşk MATTET ANLA BENİ HEP SENİ DÜŞÜNÜYORUM GERÇEKTEN MELEKMİSİN SEN......... MATTET SaDeCe SuSaRaK ÖzLüYoRuM SeNi |
Pardon Sİzİ Sevebİlİrmİyİm...
Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?
Neden? Neden olacak, korkuyorum! Korkuyor musun? Evet ya, korkuyorum. Çünkü seni seversem hemen huyun suyun değişecek. Sende sevdiğim şeyler farklılaşacak. Şımaracaksın. Beğenmez olacaksın artık beni. Çünkü ben artık muhtaç olmuş olacağım sana, senin gözünde. Çünkü bilinç altı atacaksın beni önceden programladığın bir yere. Sesine, görüntüne, ellerine, gülümseyişine hatta nefesine bile mahkum edilmiş olacağım...ve adına "Aşk" diyeceksin hemen, daha ben ne olduğumu bile bilemeden. Öyle değil mi? Bilmez misin? Muhtaç olmak acizliktir. Simdi seni sevdiğim için cezalandıracaksın beni biliyorum! Hor göreceksin. Bekleteceksin. Aramayacaksın. Menfaatlerin ön plana çıkacak. Şayet menfaatlerini de sevmezsem beni sileceksin. Yalan mi? Sileceksin iste! Sonra her gün benden azar azar uzaklaşacağını seyredip kahrolacağım. Yahu ben bir seven'im. Yani seni sevgimle onurlandırmış bir insan. Dünyayı ayakta tutacak insan kudretinin adidir Sevgi... Simdi ben sevdim diye, bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasıl ve ne hakla cezalandırabilirsin? Aklim almıyor. Zeka seviyemde. İnsanlığımda. Yüreğimde. SİZCEDE İNSANLAR DEĞİŞMİYORLARMI ÇOK SEVİLİNCE.....???? |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
|
Sevİpte SÖyleyememek
Ne kötü bir şeydir sevipte söyleyememek.Kanser gibi bir illettir, her geçen gün yüreğini biraz daha fazla kemirir.Yüreğinde bir ateş yanar,aklın hep ondadır,hiç bir şeye veremezsin kendini,hep onu düşünürsün,gece gözlerine uyku girmez.Onun hemen yanı başında olmana rağmen hasretlik çekersin.Ne kadar acı bir şeydir bu!.Onun yanında onsuz olmak.her gördüğünde elin ayağının bağları çözülür,kalbin bir anda hızlanır,sanki ölecek gibi olursun.Dilin tutulur,tek kelime laf edemezsin,daha doğrusu bir türlü cesaret edemezsin.O iki kelime; Seni Seviyorum" hep dilinin ucundadır ama bir türlü söyleyemezsin.Ama bedeli çok ağır olur.Belki bir ömür boyu o iki kelimeyi "Seni Seviyorum" söyleyemeyişin içinde bir yara olarak kalacak.Hergün kendi içinde muhakemesini yapacaksın."Acaba ona kendisini sevdiğimi söylesemiydim? diye hergün düşüneceksin bir ömür boyu.Hergün biraz daha büyür bu sevgi,yakar kül eder yüreğini.
Dünya'ya ikinci bir defa gelmeyeceğiz.Toprak olup gideceğiz,adımız bile anılmayacak.Kim sevdiğini söyleyemiyorsa gidip söylesin.Çünkü; geçen zamanı geri döndürmek mümkün değildir ve içinde bir ömür boyu taşıyarak bedelini ağır bir şekilde ödersin. |
{Yüreğimin Acıdığı An}
Ne zaman sevmiştim seni? Ne zaman sana “evet” demiştim? Ne zaman yüreğimin en güzel yerindeydin? Ne zaman elini tuttum? Ne zaman sarıldım sıkıca? Ne zaman öpücükler kondurdum yanaklarına? Söylesene ne kadar zaman oldu senden ayrılalı?
İlk aşkımdın. Ne kadar kısa sürse de seninle olan birlikteliğim; sen benim ilk sevdiğim, sen benim ilk aşkım, sen benim ilk elini tuttuğum. Bütün ilkleri yaşatansın sen. Ama hiç istemediğim bir ilki de yaşadım sende. “Ayrılığın acısını” tattım. Bu kadar çok severken seni ayrılık yüreğimi darmadağın etti bir anda. İçimde kapanmayacak yaralar açtı. Unutmak zor oldu. Senden kalan fotoğrafları, hediyelerini, güllerini atmak zor oldu. Ama yüreğimde kalıcı olmasını istediğim prenstin benim için. Ama olmadı. Senin yüreğin beni yaşatamadı içinde. Yanımda kalacağını zannettim. Elimi tutup bırakmayacağını zannetmiştim. Ölene kadar yanımda olacağını zannettim hep ben. Ne kadar yanlış tanımışım seni! Benden ayrılma sebebinin nedenini öğrenememiştim senden; oysa erkekçe gelip yanıma “Ben başkasını seviyorum bu yüzden ayrılmak istiyorum” deseydin keşke. Ellerden duymak çok zoruma gitti. Onu duyduğum anda döneceğine dair umutlarımı tamamıyla kaybettim. Unutmaya çalıştım. İçimde gezen senin sevgini nefret ederek bitirmek istedim. Başardım mı bilmiyorum? Benim yüreğime aşk konuk oldu bu kış. İlişki mi senle bitirdikten sonra aşk konuk oldu tekrar yüreğime. Ama sana duyduğum o derin sevgiyi veremiyorum. Gerçi karşılığını da alamıyorum. Senden oluşan boşluğu dolduramıyorum onun sevgisi ile. Aylar sonra seni tamamen sildim gönlümden. Başkasına gönlümü açmıştım. 2 sene sonra gördüm seni. Bilemezsin nasıl içim acıdı. Derinlerde bir şeyler koptu içimden. Evlenmiştin. Eşin vardı yanında. Seni gördüğümde titredim; heyecandan mı? Bana vermediğin sevgiyi o kıza verdiğin için mi anlayamadım? Göz göze gelmemek için elimden geleni yaptım. Yine yüreğime hüzünler misafir oldu. Eski günler gözümün önüne geldi. Elini tuttuğum, sarıldığım ve yanaklarından öptüğüm o mutlu günler gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Gözlerimin içinin güldüğü, aşkı yüreğimin derinlerinde hissettiğim o pembe renkli günler. O günleri yaşadığıma mutluyum, ama sevdiğin kişiyi başkasının kollarında görmek o kadar acı bir şey ki. Bana bakan gözlerinle şimdi başkasına bakıyorsun. Beni saran kolların başkasını sarıyorsun, bana söylediğin sevgi sözcüklerini başkasına söylüyorsun, yüreğinde bana karşı beslediğin o derin sevgiyi ona veriyorsun. Bu kadar kötü hissetmemiştim kendimi uzun zamandır. Ama dün seni orda başkası ile görünce tüylerim ürperdi, az da olsa gözlerim doldu. 05.Eylül.2004 te aynı mekânda beni sarıyordu kolların dans ederken ama şimdi… Aynı mekân da iki defa dans ettiğim sevgilim, o günlerde ki o gözlerimin içinin gülmesi, şimdi yerini hüzne bıraktı Niye bu kadar acı hissettim, çünkü şu anda yaşadığım ilişkide sevgiyi derinlerde hissedemediğim için. O sevgiyi bana veremediği için. O aşkta ilk yaşadığım aşkta film durdu. Sevgiyi bütün coşkusu ile yaşadım. Ama şimdi yaşadığım sevgi, diğerine göre sevgi değil aşkta değil. Yine yüreğim çok seviyor ama yine bu sefer de karşılığını göremiyor. Aşk sen bana iyi gelmiyorsun. Yüreğime acılarını bırakıp gidiyorsun, mutluluğu da ekiyorsun ama bir denizköpüğü gibi sular alıp götürüyor mutluluğumu da. Ama her şeye rağmen hayatta olmak, nefes almak acılara rağmen yaşamak güzel. Olsun bu yürek unutur gidenleri, bıraktıkları aşkını acılarını. Gün gelir yüreğimize sevgiyi misafir getirmez, inanıyorum ki sevgi geldiği zaman yüreğimde kalıcı olacak. Acılara katlanan yüreğim bir gün mutluluğu da bulacak. Çok seven bir yürek çıkacak elbette karşımıza. Bu defa yüreğim gülecek taa derinlerde… |
{Üç Şey}
Bir;
Biliyorum, bugün üç beş cümle kandırmayacak seni. Yazıyorum kara kalem mi, yoksa çalakalem mi? bilmiyorum. Yazıyorum içimden geldiği gibi. Sana şimdi borçluyum çünkü sen "Geleceğimsin", dolu dolu yaşamaya ve borcumu ödemeye çalışıyorum. Bunu yaparken gözlerim yaşardığı ve umudumun tükendiği anlar olmuyor değil, oluyor pek tabiî; ama her günün sabahında biraz daha yaklaşıyorum sana. İki; Bugün okuduğum kitabın sayfalarında şu söze rastladım: "En değerli şeyler bile göstereni olmazsa, değersizdirler. "Bunu düşündüm, daha doğrusu seni bana kim gösterdi diye düşündüm. Mutluluğun ve kenarı katlanmış tebessümlerin geldi aklıma. Seni ne zaman görsem - ki bu aralar hiç olmuyor bu - yüzüme en sevimli en gerçek tebessüm çizilirdi. Konuşmaya başlardın ben ezilirdim. Ezilirdim çünkü bir "Şimdi" asla yetişemezdi sana ve sen ezip geçmeliydin beni. Sana yakışanda bu. Üç; Seni ağlarken gördüm. Etrafında üç beş kişi vardı. Sen ağlıyordun onlar da, boş ver git sinlerle, takma kafana değmezlerle, hepsi biteceklerle seni avutuyorlardı; daha doğrusu avuttuklarını sanıyorlardı. O an utandım kendimden çünkü ben de aynı boş sözlerle avutabilirdim seni; bu kadar yabancıydık birbirimize. Seni üzen sıkıntıya sokan o ağlama sesinle dolu anları düşündüğümde küfrediyorum kendime; ama o etrafındaki üç beş kişiden daha iyi bir şey yapıyorum senin için ve senden habersiz. Tatlı bir dille yalvarıyorum Tanrıya, seni hiç üzmesin diye. Şimdi nasılsın bilmiyorum. Ama ben sana yetişemediğim için hep mutlu düşledim seni... |
{Aşk Adamı}
Aşk Adamı Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı. Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla b...k arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is...’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı. Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ... Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider. O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı. Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına... Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı... |
{Müzik Bitti Sevgilim}
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Müzik bitti sevgilim. Gecikmiş adımlarını yüreğime atma. Ben müziğimi dinledim, dansımı yaptım. Ve artık oturdum yerime. Sen? Gözlerini kapayarak sadece dinledin. Bazen aralandı göz kapakların. Seyre daldın, müziğin ritmindeki beni. Oysa kalkmalıydın yerinden, sarılmalıydın bedenime. Başını başıma dayayıp, ruhunu ruhumla beslemeliydin. Arada dokunmalıydı dudakların saçlarıma. Nefesini duymalıydım tenimde. Ellerim büyümeliydi ellerinin içinde. Aşkın soluğunu çekmeliydik içimize. Aşkın soluğu yalnız alınmıyor sevgili. Dinleyebilir miyiz bir gün bir yerlerde aynı şarkıyı? Gözlerin gözlerime akar mı yeniden? Ben senin yeşilinde, sen benim bal gözlerimde buluşabilir miyiz? Ellerin uzanır mı ellerime, içine çekebilir misin sözlerinle beni? Dalar mı bakışlarını en derinlerime? Dansımızı düşler mi yüreğin? Dans, sevmez korkak adımları. İhanet sayar. Alınan nefeste içe çekilen müzik, coşku ister, bağışlamaz geciken adımları, birbirine uzak kalan bedenleri. Belki yeni bir müzik başlar yeni bir yerlerde.Senin olmadığın, benim olduğum o bir yerde. Ve bana akan bir çift gözün olduğu bir yerlerde. Senin içinde başlayabilir yeni bir müzik, senin olduğun, benim olmadığım bir yerlerde. Bu sefer korkak atma adımlarını. Müziği dinle, bedenini bırak notaların ritmine, eşlik et, yükselsin ruhun aşka. Aşk affetmez gecikmeleri. Fazla beklemez verdiği randevuda. Sabırsızdır, heyecanlıdır çünkü, kıpır kıpır, duramaz ki yerinde, koşmak ister. Koşmak koşmak.. Yoruluncaya kadar. Bizim müziğimiz bitti sevgilim. Gecikmiş adımlarını yüreğime atma. Oysa yükselmiştim aşka. Minik bir serçe kuşu gibiydim. Kanat çırpıyordum sana. Birlikte konarız sandım aşkın evine. Ama ben yoruldum. Geciktin sen. Gücüm yoktu ki beklemeye. Tutamadın beni yükselişimde. Uçamadın benim olduğum yere. Aşkın soluğu yalnız alınmıyor sevgili. Aşk, şimdilerle besler yarını. Sen aşkın yarınlarını beslemedin ki. Senin şimdilerin yoktu çünkü. Sen çarpan kanatlarımı da güçlendiremedin. Belki de sen uçmayı bilmiyorsun, dansı bilmediğin gibi. Aşkın soluğu yalnız alınmıyor sevgili. Üşütüyor aşkı bekletmek. Aşk, gökkuşağı gibidir. Sıkça göremezsin yaşam boyunca. Sayılıdır o güzelliğin yaşandığı anlar. İşte o an, bir ödüldür. Sarıp sarmalanıp itina ile korunması gereken bir ödül. Sen sana armağan edilen ödülünü koruyamadın sevgili. Gecikti adımların aşka. Ve müzik bitti. Artık, gecikmiş adımlarını yüreğime atma Ben müziğimi dinledim. Dansımı yaptım. Ve oturdum yerime Geriye kalan sadece. YALANCI ZAMAN Umutlar gene soldu bu gece karanlığında Gene karlar yağdı çiçeklenen dallarıma Zamansızlığın zamanımıydı yoksa bu Zamansızlığın içinden gelen Yoksa yalnızca yalancı zaman mı.... [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] |
{İŞte Sevgİnİn Ta Kendİsİ...}
İŞTE SEVGİNİN TA KENDİSİ...
Nihayet uyanmıştı.Tüm gece boyunca uyumuştu.Gözlerini ovuşturdu. Elbiselerini düzeltti.Şaşkındı. - Neredeyim ben? Siz kimsiniz? * Demek dün gece neler olduğunu hatırlamıyorsun? - Çok içtiğimi hatırlıyorum o kadar... * Evet, kapıyı sana açtığımda çok sarhoştun gerçekten. Kapıyı açar açmaz bana ilk söylediğin söz şuydu:"Ben Tanrı'nın hediyesiyim" Genç kız bu söz karşısında utancını gizleyemiyordu.Bir şeyler söylemek istiyor ama nereden başlayacağını da bilemiyordu.Şaşkınlığını biraz olsun gizlemek için:Peki ya sonra ? dedi. * İşin doğrusu ben Tanrı'dan böyle bir hediye beklemiyordum.Şaşırdım bir an.Gerçegi arayan birisine senin gibi bir serabın gösterilmesi doğal gelmedi bana.Ben bunları düşünürken sen de şu anda yattığın yerde sızıp kaldın zaten.Dün geceden beri yerde mi yatıyordum? Diye sordu şaşkınlıkla. * Evet, düşüp sızdığın yerden kaldırmadım.Biliyorsun seraba dokunulmaz. Bütün gece Tanrı'nın seni almasını bekledim.Ama görüyorsun ki hala gelmedi.Sahi söyler misin sen hangi Tanrı'nın hediyesisin böyle? Ferda sitem dolu bir utangaçlıkla: Lütfen benimle alay etmeyin, dedi. Alay etmiyorum.Sadece seni anlamaya çalışıyorum.İstersen önce sana bir kahve yapayım da kendine gel. Kemal kahveleri getirdiğinde Ferda biraz olsun kendine gelmişti.Üzerindeki yabancılığı atmaya, doğal olmaya çalışıyordu. - Benim adim Ferda.İki sokak ilerideki sitelerde oturuyorum.Dün gece için özür dilerim.Arkadaşlarla yaşadığım bir çılgınlıktı o kadar.Çok utanıyorum. * Ben de Kemal.Bu evde tek başıma yaşıyorum.(bir an duraksadi Kemal). Senin hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsun degil mi? - Biraz öyle... * Hiç... Hiçbir sey düşünmedim. - Neden? * Özel olarak hiçbir insan üzerinde düşünmem pek. -Gecenin yarısında kapını çalıp evinde yatan bir kız hakkında bile mi? * Evet... - Çok garip bir insansın.Kemal sustu... ve sonra * Söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence? - Tabii ki degil. * İste şu toplumda gördüğün bir çok insan ve sen... Hepiniz maskelerinizle yaşıyorsunuz.Şu toplum maskeli bir balodan farksızdır bence.Hem de zamana, kişilere ve olaylara göre her an değişen maskelerin kullanıldığı bir balo...Bu yüzden pek anlamlı gelmiyor bana insanlar üzerinde düşünmek. - Kendini soyutluyorsun insanlardan. * Öyle de denebilir.Zaten toplum ferdin en büyük düşmanıdır bence. Bu yüzden insanlardan hiçbir şey almamayı yeğliyorum.Buna rağmen her şeyimi vermeye de hazırım onlara. - İnsanların sevgisini de reddeder misin, örneğin? * En başta onu.Bugünün sahte sevgileri bir insanın kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur. - Ama insan hiç sevilmeden yaşayamaz ki... * Bunda yanılıyorsun.İnsan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar.İnsan sevilmek ihtiyacinda olan zayıf bir varlık değildir. Kısacası sorun bence sevilmek değil sevmektir. - Sevdiğin halde sevilmiyorsan? * Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu.Bence sevmek bir insanı kendi içinde hissetmendir.Sevilmek ise kendini bir insanın içinde hissetmen.Anlayabiliyor musun?Sevmek seni zenginleştirir,sevilmek değil.Bunu evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin. - Nasıl yani? * Evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir.Ferda'nin kafasi karışmıştı.Hiç bu kadar derinlemesine düşünmemişti sevgi üzerine.Bunu fark eden Kemal : Bunları bir anda anlamak sana güç gelebilir.Ama biraz düşünürsen umarım anlayabilirsin.Şunu unutma ki insanlık bugün ikinci tas devrini yaşıyor.Birinci taş devrinde insanlar yumuşacıktı.Sevgi sayesinde her şey yumuşacıktı.Sadece evleri ve aletleri taştandı.Şimdi ise her şeyimiz yumuşacık, yüreklerimiz taş gibi.Hatta taştan da katı.Çünkü öyle taşlar vardır, üzerlerinde otlar yetişir ve öyleleri de vardır ki... Kemal'in gözleri nemlendi bunlari söylerken. Yılların acılarını, ihanetlerini, burukluklarını, kelimelere döküyordu aslında. Ağlamaklı bir hale dönüşüyordu sesi kesik kesik... Uzun bir sessizlik oldu.Bütün bir hayat seridi geçti Ferda'nin gözleri önünden.Eğer Kemal'in anlattıkları doğruysa sevgi hiç olmamıştı hayatında.Bir anda gözleri duvarda bir çerçevede olan mısralara takıldı: "Donuk sevgiler çağındayız Sıcak sevgiler cehennemde yanıyor Sevgi... Yaşanmayacak kadar güzel, Fark edilmeyecek kadar sade, Duyulmayacak kadar doğaldır." Kemal duvarda ağlayan bir çocuk portesini gösterdi Ferda'ya: Biliyor musun bir çocuğa verilecek en değerli besin şefkattir. Ve de cesaret. Bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu işte şu insanlarş görürsün karşında... Şefkat ve cesaret kurbanları... Kimileri aşırı şefkatin yanında cesaretsiz büyütülürler.Bütün insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine.Güçsüzdür bu insanlar, kolayca kırılırlar.Dünya çok acımasızdır böylelerine göre... Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep.O kadar yoğunlaşırlar ki bazen şiddetli "bir arzuyla birine doğru akmak isterler.Cesurca sevemezler.Cesareti öğrenememiştir bu insanlar.Öte yandan da cesur insanlar... Dünyayı bile devirebilirler.Ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yıkılıverirler.Dünyayi titretecek cesareti taşıyan bu insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çöküverirler yere.Ve şu sözleri duyar gibi olursun onlardan:" Dag düştü üstümüze Yıkılmadık ama İnsan değdi tenimize Acısı yıktı bizi...! Cesaret onları o kadar sertleştirmiştir ki sevdikleri insanı kolları ile kalpleri arasında neredeyse öldürür.Kemal sustu birden.Ferda bir seylerin olduğunu hissetmişti.Çözmek istiyordu Kemal'i. - Niye sustun? * Bana ne şefkati öğrettiler nede cesareti. * Ama tüm bunlari biliyorsun sen · * Nasil olduğunu merak ediyorsun degil mi, anlatayım.Bir an durdu sonra: · İnsanların nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkaklıklarından cesareti öğrendim. - İnsanlar bu kadar acımasız mı? Gerçekten seven insanlar yok mu hiç? * Bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil onların.Seni senin için değil kendileri için severler.O kadar iyi o kadar güzel ve o kadar haince severler ki hayran olmamak elde değil biliyor musun? Sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu.Mükemmel bir katildir onlar.Seve seve öldürürler seni.Dudaklarından sevgi sözcükleri yükselir.Yapacağin tek sey gözlerini kapatıp sevgi atmosferi içinde sevgi sözcüklerinin sağanak yağmuru altında ölümü beklemendir.Anliyor musun? - Sen sevilmekten korkuyorsun. * Belki... - Neden? * Neden mi? Ben her insanı kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani.Kalbimden eminim çünkü.Sevdiğim insanı rahatsız edecek hiçbir sey yok kalbimde.Ama kimsenin kalbine girmek istemem.Çünkü bilmiyorum nelerle karşılasacağımı.Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni.Ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mı? - Fikirlerimi alt üst ettin.Her şey karıştı.Sevmek sevilmek, nefret sevgi... Hatta şu ana kadar gerçekten yaşayıp yaşamadığımı düşünüyorum * Aslında sana anlattığım her şeyi kendinde bulabilirsin. - Nasıl? * Kendini tanıyarak... Yalnız kaldığın anlarda... - Yalnızlıktan kaçmışımdır hep... * Yalnizlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır.Bir düşünsene, doğarken de yalnızsın, ölürken de.O halde yaşarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız değil mi? - Yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve bosluktan başka? * Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç uzayın olduğunu görebilirdin.Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına geçip ağit yakıyoruz... Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada ikinci bir insan aramazdin biliyor musun? - Anlamadım! * Dünyada bir tek kişi vardır aslında.O bir tek kişinin içinde beş milyar insan. - Benliğim bu kadar kalabalık mı? * Evet. Benliğin tüm varlığın merkezidir.Tüm acılar ve sevinçler yüreğinde gizlidir senin.Ölenleri yüreğine gömdüğün gibi doğacak çocuğun kalbi de senin içinde atar.Hem acıyı hem sevinci yaşarsin iç içe, yan yana... Hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan çıkar... - Sözlerin çok karışık. * Belki haklısın bu konuda.Bazi insanlar başlı başına paradokstur. Düşünceleri de öyle.Insanlar paradoksal düşünmeye alışık değiller.Bu yüzden anlaşılmıyoruz.Zaman bir hayli ilerlemişti.Ferda izin istedi. Zihni o kadar dağılmıştı ki hiçbir sey söylemeden çıktı evden.Bütün gece boyunca Kemal'in sözleri ile uğraştı Ferda.Bazen onu anladığını düşünüyor, bazen saçmaladıgına karar veriyordu.Her şeye rağmen hayranlık duyuyordu ona.Ara sıra arkadaşlarına anlatmak istiyordu onu. Ama kimsenin anlamayacağından emindi.Günler geçiyor, yüreğinde Kemal'e, karsi konulmaz bir sevgi taşıdığını hissediyordu Ferda.Her geçen gün biraz daha büyüyordu sevgisi.Aylar geçmiş ama bir türlü ona gitmeye karar verememişti.Çekiniyordu.İnsanlardan bu kadar uzak biri onun gibi deli dolu bir kızı ciddiye alır mıydı? "Hiç kimse sevgiyle dirilmeyecek kadar ölmüş değildir hiçbir zaman". Evet, bu söz de onun degil miydi? Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona sevdiğini söylemeliydi.Ferda Kemal'in evine gittiğinde büyük bir şaşkınlık geçirdi.Evde kimse yoktu, taşınmıştı... Evin bekçisi yaklaştı Ferda'ya: Kizim, adınızı ögrenebilir miyim? - Adım Ferda, Kemal Bey taşındı mı? * Evet kızım, taşındı. Ve kimseye söylemedi nereye gittiğini, bana bile.Bir mektup bıraktı sana.Gelirse verirsin dedi.Ferda mektubu aldı. Tereddütlü adımlarla evine gitti.Yıkılmıştı.Derin bir boşluk hissetti yüreğinde.Birden ümitle doldu yüreği.Belki de onu yanına çağırıyordu. Sabırsızlıkla mektubu açti."Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim.Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım (ne kadar ögretilebiliyorsa).Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir.Böylece ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende.Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım.O zaman hiç ayrılmayacağız.Sakin sevgimle seni tuzağa düşürdüğümü sanma.Sevgi hayatın hem çekirdeği hem de meyvesidir.Bir agaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayilmaz.Unutma ki agaç meyvesine çagırır, kendisine değil.Ey sevgili, Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım.Sen kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.Sen olmayacak bir barışı arıyorsun. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum.Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok büyüdüm.Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun.Bense kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum.Sen bir ağacın gölgesine sıgınıp yaşamak istiyorsun.Bense ülkemi ariyorum. Yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke.Sen bende kaybolmak istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum.Sen susuyorsun, bense haykırıyorum.Sakın unutma: Kalbim paylasılamayacak kadar senindir. Seninle bile. " |
{Yüreğimde Karlar Yağıyo}
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] Sen baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki...Nedeni ni hala çözemediğim bir özlem!...Niye özlüyorum seni bu kadar...Neden bu kadar benimsin, benimlesin? Anlamakta zorlandığım, anlatamadığım özlemimsin... Bahar yağmurları gibi çisil çisil yağdın yüreğime...Toprağın suyu özümsemesi gibi , yüreğim hissetti seni...Niye bu kadar geç kaldın?... Keşke seni daha önce tanısaydım... Keşke seni sensiz yaşamak zorunda kalmasaydım... Keşke bir ömrü seninle paylaşsaydım... Keşke.... Karlı dağların zirvesini bilir misin? Ben şu an doruktayım...Bir adım atsam sanki büyük bir çığ düşecek yüreğine...Korkuyorum... Yanıma gel desem gelemezsin; her yer kar tuzaklarıyla dolu...Gel desen ben gelemem; ayağımda buzdan prangalar... Ben karlı dağların prensesi, sen yeşil vadilerin prensi olarak tıpkı masallardaki gibi... Yüreğim burada buz tutmuştu ama senin sevginle ısıtıyorum onu...Güneşin gülen yüzü bile yetmiyor buzları eritmeye... Karlı dağların tepesinden haykırmak istiyorum yine de....Sesimi duyura bilir miyim sana? SENİ ÇOK SEVİYORUMMMMM...Sesim eko mu yaptı ne? ...Büyük bir çığın yüreğine yuvarlandığını görüyorum...Yüreğin acıdı mı?...Senin bana kıyamadığın gibi ben de sana kıyamam... Dağlardaki karlar bir gün eriyecek mi acaba? Ben çığ düşecek endişesinden kurtulup rahatça sevdamı haykırabilecek miyim?... Dağlardaki karlar erirse bir gün; seni yeşil vadinin sırtlarında bulabilecek miyim?... [Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....] O Vadide bir Zambak hep eksik olacak... |
{Başlıksız Bir Hikaye}
Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken
gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen yazılı satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum, okulumu bir köy okulunda okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna. Beni bir sınıfa verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya oturmak istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya oturdum.Hayatımı adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi Altınay idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik yaşımda ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.Hep onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık. Yine aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki onsuz hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha çok seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü ortaokul yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye geçtiğimiz sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı evde kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah'ım o karar bize iletildiğinde dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı duyguları o da paylaşıyordu ve bunu fareden ailelerimiz okul bittiğinde evlendirelim diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah'a şirk koşar gibi günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne ! eğmiş,gülümsemiş ve elimi sıkı sıkı kavramıştı. Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor okuldan çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir elleri terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya cennet gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi de bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç kırığımız yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir çakıl yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı. O yolun benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol oynayacağını bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için. Eli yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört adım atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de geride kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin altında kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu. ne yapacağımı bilemedim üzerine kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi çırpınıyordu.Suratına bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir şeyler demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler demeye çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir taş suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit büyüklüğünde bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse arabaya almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni seviyorum,beni bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni sevemez korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim. Tek elimde kalan bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız olun ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen... alıntıııı |
[Bu Adresi (link) Görme Yetkiniz Yok BEDAVA'ya Üye Ol Sitemizden Faydalan....]
|
Diyecektim ki Gülüm...
Kapımızda nöbet tutuyor ölüm Diyecektim ki gülüm; Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyaşı mevsimi... Mevsim ayrılık mevsimi. Tarifsiz bir hüznün sarmalındayız. Anlatılması zor, ifadesi güç. Fikirler tel tel, şehra şehra düşünceler, duygular buruk buruk.... Bir yanı bahardır kıyılarımızın bir yanı cehennem. Durmadan gözyaşı dökülüyor yüreğimizin üstüne. Acıdan, ayrılıktan haritalar ekleniyor alnımızın çizgilerine... Sararan yapraklar tutunamıyor artık dallarda gülüm! Rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana. Katar katar turnalar göçüp gidiyor üstümüzden... Diyecektim ki gülüm; mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düşmüş bağlara, bahçelere. Yapraklar üşüyor, yapraklar düşüyor dalından. Turna göçü gibi yapraklarında göçü başladı gülüm!... Diyecektim ki gülüm; mevsim hazan mevsimi, mevsim kıran mevsimi. Her taraf ölümlerle acılarla dolu. Kan gölüne döndü dünya. Dört bir tarafta barut kokuları geliyor. Her tarafta savaş, kan gözyaşı var. Her tarafta bir kaos sürüyor... Bu yüzden karalar giydik gülüm!. Utandık insanlığımızdan!. Bacakları kopan çocukların feryatları doluyor yüreklerimize. Çığlıkları, çocukları ölen anaların. Hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar umutsuz, bu kadar çaresiz kalmamıştı yüreğimiz. Gerçeklerle hayallerin karıştığı, rüyalar şehri İstanbul’da bombalar patlıyor durmadan. Özlemler, hayaller ıstırap veriyor artık... Her ah! çekişte içimiz titriyor... Derin bir ah gibi sızlıyor yüreğimiz... Yüreğimiz parça.parça.. Güvercinlerin öldürüldüğü, defnelerin sessizce ağladığı günlerdeyiz gülüm!... Diyecektim ki gülüm; Çiçektir çocuklar: Bakım ister, özen, özveri, güven ve sabır ister, açmak için çiçeklerini bahara... Hepsinden önemlisi şefkat, sabır ve sevgi ister... Sulanmak ister sevgi pınarlarıyla ... Tomurcuk tomurcuk açmak için dünyaya çiçeklerini ... Sevgisizlikle solmamak için yaprak yaprak ... Diyecektim ki gülüm; Bahçedir çocuklar:. Tohumdur ekilir, sürer filiz filiz.. Umudu besler bağrında. Emek ister, bakım ister... Büyür, olgunlaşır , sevgi meyvesi verir; sevinçle koklar ve tadarsın. Karşılık beklenmez, verdiğini alırsın... Diyecektim ki gülüm; Yüreklerimizi yıllardır sıcak ve hillesiz bir sevgiye kilitleyip, umutla ,özlemle geleceğe dair apak düşler kurduk. Güneşli, aydınlık, güzel günlerin özlemini çektik. Belki biraz yorgun, belki durgun, ama yine de umutlu, yine de mutlu, sevgiyi işleyip mavilere, bütün yollara, dallara, dağlara gül yazdık. Sevgiyi, umudu, güveni, dostluğu, barışı, özgürlüğü, mutluluğu ve bunların getireceği güzellikleri bekledik ölümüne... Diyecektim ki gülüm; Geleceksin diye bütün yollara gül döktük. Güvercinler uçurduk mavilere. Sevgiyi,dostluğu, barışı, baharı, sevinci getireceksin diye dağlara, ovalara, denizlere . Bunca çirkinliklerin içinde güzelliği, saflığı, temizliği getireceksin diye kirlenmiş hayatımıza, yıldızlara haber saldık ... Diyecektim ki gülüm; Yaşamak güzel... Yaşamak bir çiçek gibi, dört mevsim güzel kokular saçıyor üzerimize... Sevgiyle bakıyor herkes biribirine, sevgiyle sarılıyor... Kinler, düşmanlıklar, kötülükler Kaf Dağı’nın ötesine sürülmüş... Diyecektim ki gülüm; Gel! Yorulduk yollarına gül döküp beklemekten. Ey ömrümüzün taze gülü, ey gözleri öksüzümüz, her hazan bir gül getirip yüreğimize bırak ki, sevdamızın ateşiyle yakalım saçlarını yeryüzünün... Diyecektim ki gülüm; Herşeye rağmen yüreğinde bin umut taşıyor çocuklar gelecek baharlara... Dünyanın dört bir tarafında barış ve umut şarkıları söylüyor... Özgürlük ve mutluluk şarkıları söylüyor çocuklar, diyecektim... Ama diyemedim, diyemedik gülüm!... Kapımızda nöbet tutuyor ölüm... |
Alıntı:
:) tmm ozmn :) sewindim ..:) |
:72::72::72::72::72::72:
|
:D gülme ya ..:D
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:38 . |
Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.