Türkiye’de kadınların çalışmasına karşı tutumları konu edinen araştırmalarda elde
edilen bulgulara göz atıldığında genellikle kadının çalışmasına olumlu yaklaşıldığı
görülmektedir. Bununla birlikte, hala önemli sayıda kadının çalışmasının eşi, babası,
kardeşi gibi diğer aile üyelerince engellendiği de üzerinde önemle durulması gereken bir gerçektir. Bir araştırmada Manisa ilinde yaşayan köylü grubun %58’inin, işçilerin %48’inin ve kentli grubun %69’unun kadının ücretli bir işte çalışmasına karşı tutumlarının olumlu olduğunu saptanmıştır (Başaran, 1985). Kentlerde yaşayan kadınların çalışma hayatına katılmasını inceleyen bir araştırmada eşlerinin çalışmasını olumlu karşılayan erkeklerin oranının % 54.40, buna karşı olanların oranının ise % 44.68 olduğu; ancak, kadının çalışmasını engelleyen en önemli faktörün de eşin izin vermemesi ve çocukların bakımı olduğu belirlenmiştir (Tor, 1997). İstanbul’da Ümraniyeli kadınlarla
yapılan bir çalışmada, kadınların çoğunluğunun (% 52,8) ev dışında çalışmasının bunu uygun bulmayan diğer aile bireylerince engellendiği tespit edilmiştir (İlkkaracan, 1998). İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da yaşayan 1125 kadınla yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; araştırmaya katılan kadınların % 95’i kadınların çalışma yaşamınakatılması gerektiğine inanmakta, ancak grubun % 74’ü koca veya babalarının kendilerinin çalışmasına gönüllü olmayacaklarını da belirtmektedirler (Eyüboğlu ve ark. 2000). Konfeksiyon sektöründe çalışan kadınlarla yapılan bir çalışmada ise evli kadınların kocalarının % 34.9’u eşlerinin çalışmasına olumlu bakmaktadırlar. Bekar kızların
ailelerinin ise % 83.7’si kızlarının çalışmasını uygun bulmakta ve desteklemektedirler (Eraydın ve Erendil, 1999). Ergüder ve ark. (1991) tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarına göre ise araştırma grubunun % 80’i ev kadını olmanın dışarıda çalışmak kadar tatmin sağlayacağına inanmasına rağmen, ailede her iki eşin çalışmasını grubun % 86’sı kabullenmektedir. Sınırlı sayıda iş söz konusu olduğunda ise erkek adaylara öncelik verilmesine inananların oranı % 52’dir. Ayrımcı değerler varlığını sürdürmesine rağmen
kadınların ev dışında çalışmaları da kabul görmektedir, özellikle kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe kadının çalışmasına yönelik olumlu değerlendirmeleri artmaktadır.
Ülkemizde kadının çalışmasına etki eden faktörleri inceleyen çalışmalar gözden
geçirildiğinde; eğitim eksikliği, kocanın yaklaşımı, çocuk bakımı ve ev işlerinin önemliolduğu gözlenmektedir. Demirel ve ark. (1999) yaptıkları araştırma sonucunda kadın işsizliğinin altında yatan nedenleri olgusal ve yargısal olarak gruplamışlardır. Olgusal nedenler altında ülkedeki işsizlik oranının yüksekliği, kadınların aldığı ücretlerin düşüklüğü, kadınların eğitim ve beceri eksikliği, kreş ve yuvaların yeterince yaygın olmayışı gösterilirken; yargısal nedenler olarak kadının, kendini ve erkeği aile içinde ve annelik/babalıkla tanımlaması, bu rol içinde çalışmayı ve ev dışındaki hayatı erkeğe ait bir alan olarak görmesi, kendi alanını ev içi olarak tanımlaması bu değerler sisteminin yapı taşlarını oluşturmaktadır.
Kadının çalışmasına ilişkin toplumsal değer yargıları yanında; din de toplumumuzdageleneksel kural ve uygulamaları, bireyleri etkileyen bir üst yapı kurumudur. Din, geçmiş ve günümüz toplumlarında önemli bir unsur olarak karşımıza çıkar. Bireyin bir dini, herhangi bir derecede benimseme veya benimsememe şeklindeki değerlendirmesinin ifadesi Onay (2002) tarafından “Dini Yönelim” olarak tanımlanmıştır.Yani dini yönelim, insanın dinle ilgili psikolojik yönelimi, onun inanç dünyasıdır. Bireyin dinle ilgili değerlendirme ifade eden her çeşit tepkileri ve bunların derecesi kişinin dini yöneliminin
göstergesidir. Dini yönelim dinlerdeki Tanrı ve ahret anlayışı ile birlikte ele alındığında üç önemli faktör öne çıkmaktadır: a) Dini düşünce ve inanç, b) Dini davranışlar-ibadet c) İlk iki faktörle ilişkili olarak kişinin duyguları ve ileriye yönelik karşılık beklentisi. Aslında kişinin dini yönelimi, yani dindarlığı bu temel faktörler üzerine kuruludur. Araştırmada kullanılan ölçme aracı yukarıda açıklanan dini yönelim anlayışına dayalı olarak geliştirilmiştir ve bu araştırmada “dini yönelimle kadınların çalışmasına yönelik tutumlar arasında bir ilişki var mıdır” sorusuna yanıt aranmıştır. Kadının çalışması hem kendi bireysel gelişimini, hem ekonomik bağımsızlığını, hem de ülke ekonomisini olumlu
yönde etkileyeceği için kadının çalışmasını etkileyebilecek değişkenlerin belirlenmesi önem kazanmaktadır.
__________________
|