… 3 tane nokta . 3 Nokta aslında anlatamadıklarım, ifade edemediklerim ve
söylemeye korktuklarımdır! Hep güzel başlayan harf dizilerinin kötü bir son ile
bitişini engellemektir 3 nokta. Seninle yaşadığım rüya gibi güzel anları hep en
güzel yerinde kesmektir 3 nokta. Durup dururken gözümün önüne gelip bana
sarılışını hatırlamak ve bu sarılışı asla ayrılıkla bitirmemek içindir noktalarım.
Asla sana tek nokta koyamadım, çünkü biliyorum hissediyorum bu 3 nokta
yerine çok güzel şeyler yazacağım günler gelecek. Sarılışını çığlık atan
gözlerinle bitireceğim günler seni senden isteyeceğim günler gelecek. Şimdi git
sevdiğim ben yokluğunu bu 3 nokta ile dolduracağım… Git diyorum ya git ama
gel! Geçenlerde çok ufak bir yazı geçti televizyonun o koca boşluğundan…
Şairin bir tanesi demiş ki; “Gel Dersem Gel, Git dersem GİTME!” benim
kızgınlığım git diyişimde o hesap… Çok garibim biliyorum inan ben bile
anlamıyorum bazen kendimi… Yanımda olmadığında seni öyle çok özlüyorum
öylesine üşüyor ki ruhum isyan edip o an yanına gelesim sana sımsıkı sarılıp
ayrılık kelimesini o an yok edesim geliyor, içimde ki tüm hücreler Sen diye
haykırırken yanıma geldiğinde sanki hiçbir şey olmamış ve seni hiç
özlememişçesine davranıyorum. Oysa! O bakışın o gülüşün… evet yine
noktalarım imdadıma yetişti… Anlatamam çünkü… Ah! Bir bilsen ne kadar
üzülüyorum bu duruma. Neden yoksun be meleğim? Hadi gel artık inan
kızmıyıcam o anlamsız gülüşlerine… Hadi gel meleğim artık aynı anda başlamak
istiyorum her söze… Hadi meleğim çık artık yine bi köşeden yine göz göze
gelelim… Yüzümdeki bu yorgun tebessümleri canlandır artık… Yüreğim yorgun
inan seni özlemekten! Noktalarla olacak iş değil bu yaşamalıyım! Bu lanet
noktalar yerine Sen’i koymalıyım…
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Bu gün yine aynı şeyleri yaptım! tıpkı seni kaybettiğim günden beri yaptıklarımı.Yine hep seni düşündüm. Sensiz ne yapıcağımı düşündüm. yine tek başıma gezdim sokaklarda ağlıyarak yine şarkımızı dinledim her zaman olduğu gibi…
Ilık bir rüzgar esti yüzüme doğru sanki senin beni ufak öpüşün gibi okşadı yanağımı, yağmur başladı arkasından ve ben ıslandım dudağıma düşen yağmur damlalarının serinliği seni hatrlattı bana..
Senin yokluğun gerçeğini kabul edemiyorum bir türlü hayır diyorum olamaz o hala beni seviyo sadece zamna ihtiyacı var diyorum, sonra bi bakıyorum bu hayal dünya sona eriyor, gerçeklerle yüzleşiyorum senin beni unutuşunla, terkedişinle işte o acı dayanılmaz oluyo benim için ben hergün aynı acıyı milyonlarca kez tatıdıyorum senin gidişinden beri.
Ben hergün ölüp diriliyorum ve ardında tekrar ölüyorum ve her ölümümde daha fazala acı çekiyor daha fazla yıkılıyorum her ölümde sanki işgence çekiyorum hemde giderek artan işgenceler.
Hep keşke der oldum senin gidişinden bu yana, keşkelerle dolu bi hayatım oldu senin terkedişinle, Her keşke diyişim beni dahada yıktı dahada üzdü. Hep senin için yaşamıştım, senin sayende var olmuştum, senin içindi herşey, içimdeki sevgi nefrete dönüşsün diye uğraştım hep, senden nefret etmek istedim ama olmadı.
Benim aşkım ölesine büyüktü ki hiç bişey beni senden vazgeçiremedi, seni benden koparamadı artık yüreğim seni tek başına seviyor, umutsuca, dönmiceni bilerek, acı çekerek.
Bazen diyorumki değermi acaba, değrmi bunca acıya değermi kendimi kahretememe, bi ölü gibi yaşamama. Sonra sen geliyosun aklıma, her zaman olduğu gibi ve şöle diyorum aşkım için herşey değer sonunda hiç bişeyden pişmanlık duymasaydım keşke bak yine keşke dedim. İşte artık hayatım hep böle keşke keşke keşke...!
Bazen diyorum kendime niçin yaşıyorumki? Niçin varımki? Kim için? Ne için? Ve hiç bi cvp alamıyorum. Ama yüreğimi avutuyorum, senin mutlu olduğnu bilerek avunuyor yüreğim, bu sayede hala yaşıyabiliyorum, her nekadar bi ölü gibi olsamda. Ama biliyorum sende beni unutmadın, unutamadın.
Ne kadarda eğlenirdik seninle, ne kadarda harika vakitlerimiz geçti. İnanırmısın kavgalarımızı bile özledim, ama en çok neyi özledim biliyomusun; gözlerime bakıp "Seni Seviyorum" diyişini özledim. Bana yaşam verdiğin anları özledim.
Aşkımız bir çiçek gibi soldu, sen soldurdun, beni susuz bırktın, beni erittin, yok ettin. Lütfen geri dön! Beni susuz bırakma! Beni bu yaşama tekrar bağla! Tekrar gülmeyi hatırlat bana! Artık üzüntüden, acıdan değil, gülmekten gelsin gözümden o yaşlar!
Tekrar aşkın güzelliklerini yaşat bana, tekrar kavga et benimle, tekrar değerli oldumu hissettir, sevildimi hatırlat, tekrar yaşaat beni, aşkınla büyüt sosuza dek tekrar! Geri dön! Evet, tekrar geri dön bana...
Sen giderken beni dipsiz karanlık katedrallerden kurtarmıştın, şimdi beni tekrar o katedrallere geri yolladın ama yalvarırım beni tekrar kurtar bu sonsuzluktan, bu karanlıklardan. Senin yokluğunda korkuyor ve acı çekiyorum, üşüyorum burda lütfen dön aşkım seni çoooook özledim...!
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan.
"N'aber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?"
ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım... Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak sudafırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi... Bir bunları severdim bir de seni sevdim...
Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim....
İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.
Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu... Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...
Ne kadar da kolaydımsenin için, ne kadar dazahmetsiz...
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden;
öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim...
Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum...
Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümüaçabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun? Şimdi artık tek başınayım... Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum,
ağlarım diye türkü söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!
Artık ben bile kendimi SEVMİYORUM...
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Aşk ßazen Sevinçtir Bazen Acıdır ßazende Yaşadığını ßilmektir!
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Yüzünü özledim.Daha birkaç sat önce birlikteydik halbuki.Yanımda olsan ne fark eder ki.Hiç tükenmiyor özlemin.Aslında bu duygumu anlatmaya özlem kelimesi yetersiz kalıyor.Ve ben asıl buna şaşıyorum.
Seninleyken bile özlüyorsam seni sensizken hissettiğim ne o zaman?Başka bir adı olmalı.Adı ne olursa olsun sevmiyorum sensizliği.Deli bir aşk benimkisi.Sonu gelmeyecek bir macera.Aşk gibi,hayatta bir macera tadında yaşanmalı.Ne olursa olsun yaşanmalı.Bütün kahpeliğine ikiyüzlülüğüne rağmen.İnsan,hiç kimseye bağımlı olmadan,kendi ayaklarının üzerinde durarak yaşamalı hayatı.Keyifle,mutlulukla her saniyeden zevk alarak.
Bilinmezlerin peşinde koşarak keşif ederek ve her keşiften kaşifin aldığı o doyumsuz hazzı alarak yaşamalı.Dinleyerek,konuşarak,sorarak,sorgulayarak ,öğrenerek ve öğreterek yaşamalı.İnsan hayatı bir heykeltıraş titizliğiyle,bir şair duyarlılığıyla,bir ressam bakışıyla yaşamalı.
Sen benim hem aşk hem de hayat maceramın birinci kahramanısın.Yapacak ne çok şeyimiz var diye düşünüyorum.Ne kadarına yetecek ömrümüz bilmiyorum ama hayata ve aşka dair ne varsa yaşamak istiyorum seninle.
Toprağın,sarı sıcak kumların,yemyeşil çimlerin üzerinde el ele ama yalın ayak yürümek.Denizin kıyısında hiçbir şey yapmadan saatlerce güneşin altında yatmak sonra güneşin tenimizde yarattığı acıyı serin sularla birlikte dindirmek.
Yazı severim bilirsin ama kışın hatırını bırakmam elbette.Karların içinde ellerimiz,ayaklarımız morarana kadar yuvarlanmak ve sonra çıtır çıtır odun ateşinin karşısında gözlerimizi birbirimizden bir saniye bile ayırmadan yine saatlerce oturmak.Sabaha karşı şehrin bir tepesinden o eşsiz göle bakarken serin rüzgarın hafifçe titrettiği vücutlarımızı birbirimize sarılarak ısıtmak.Bir tende eriyene kadar hiç bitmeyecek bir ayin gibi yatmak.Zaman bizim elimizde ne kadarını kullanırsak uzun olacak ömrümüz.Ve giderken bu dünyadan ardımızda yaşamadığımız şeyleri değil,her anı birlikteliğimizle,aşkımızla dolu bir hayatı bırakacağız.Ne dersin?ÖNCE YAŞAYIP ÖLÜR MÜSÜN BENİMLE?
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Gece, aydınlığın üzerine karanlığın puslu tüllerini indirip gökyüzü sergisinde yıldızların ay ışığıyla dans ettiği zamanlarda yine seni özlüyorum sevgili.Yokluğuna inat sesinin sıcaklığını, yüzünün utangaçlığını ve gülüşlerine saklanmış baharları düşünüyorum. Puslu bir hayatın hüzne sürgülenmiş vaktinde anıyorum –yüreğimle özdeşleşmiş- vuslat kokulu isminiYokluğundan arta kalan kırık dökük anıları geçmişin tozlu raflarından indirip imkansız sevdamızı delicesine haykırıyorum bulutlarla taçlanmış gökyüzüne..Boğazımda düğümlenmiş kelimeleri bir bir kanatıp hasretinde demliyorumhayatın hüzün yüklü meşakkatlerini.. Acıya inat, yokluğunda inat seni düşünüyorum özlemin en dar vakitlerinde. Beni “ sensiz “ bırakıp gittiği yerde hala seni bekliyorum sevgili….
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Gece, aydınlığın üzerine karanlığın puslu tüllerini indirip gökyüzü sergisinde yıldızların ay ışığıyla dans ettiği zamanlarda yine seni özlüyorum sevgili.Yokluğuna inat sesinin sıcaklığını, yüzünün utangaçlığını ve gülüşlerine saklanmış baharları düşünüyorum. Puslu bir hayatın hüzne sürgülenmiş vaktinde anıyorum –yüreğimle özdeşleşmiş- vuslat kokulu isminiYokluğundan arta kalan kırık dökük anıları geçmişin tozlu raflarından indirip imkansız sevdamızı delicesine haykırıyorum bulutlarla taçlanmış gökyüzüne..Boğazımda düğümlenmiş kelimeleri bir bir kanatıp hasretinde demliyorumhayatın hüzün yüklü meşakkatlerini.. Acıya inat, yokluğunda inat seni düşünüyorum özlemin en dar vakitlerinde. Beni “ sensiz “ bırakıp gittiği yerde hala seni bekliyorum sevgili….
Sevda mevsiminde bir bahar göremeden gitmiştin. Yokluğunu bir beden bol gelecek şekilde küçük bedenime örerek ait olduğun baharlara zamansız gitmiştin. Bu gidişin binlerce sebebi vardı biliyorum. Gidişin bazen “sana gecikmişliğim “ olmuştu bazen de senin hayata yeniden ve sıfırdan başlayamama korkularınHer ne olursa olsun gitmiştin işteAnlamı yok gidişini tekrar yüreğimde küllendirmenin. Lakin gittiğin gece, tüm acıları soyunup yağmurların koynunda yüreğimle çırılçıplak “sana “ ağlamıştımYokluğunda kimi zaman kanadım durdum sevdanın kör topal kelimelerinde. Kimi zaman da tek bir kelime etmeden yalnızlığına demlendim.
Tek cümlelik vedaları iyi bilirim sevgili
Gidişinle ayrılığın ayakuçlarına yuvarlansam da yüreğimle hep imkansız sevdama sustum. Evet, benden uzaklara giderken – bir zamanlar yüreğine ölümsüzlüğü kazıdığın- adımı tek kalemde silmişsin dudaklarından. Yaşanmış onca hatırayı “ hiç yaşanmamış “ bilip sonsuza dek çıkarmışsın beni hayatından. Adımı “ iki dudağın arasında” anmamakla beni unutma çabasında olabilirsin sevgili. Beni çoktan unutup geçmişin tozlu raflarına sürgülemiş ya da sendeki “ beni yalnızlığa kefensiz gömmüş olabilirsin
lakin ben seni gittin diye bir kalemde unutmadım sevgili. Sana inat, yokluğuna inat yaşattım seni Gelmeyeceğini bile bile beni “ bana “ bıraktığın yerde hala seni bekliyorum. Dilimde ikimizin şarkısı ve senden bana miras iki damla gözyaşıyla sevdamı sayıklıyorum. Ve özlerken seni; mayasız yokluğuna “ bir mintan sabır “ ekleyip hayatın en dar teknesinde varlığını “ yarınlarıma ” yoğurmakla meşgulüm sevgili..Ben seni hala seviyorum sevgili….
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Bilmiyorum. Hangi kadın gelmeyeceği bilindiği halde her gece sabah ezanlarına kadar beklenildi? Hangi erkek, sevdiği kadının ellerini bir daha tutamayacağını bilse de sevdiğinin daha tövbesi edilmemiş- taze günahlarına kefil oldu? Giden bir kadının ardından kaç erkek, sevdiği kadının gülüşlerini dualarına katıp giden sevgilinin kangrenleşmiş acılarına “yarım bedenini “ kefen bildi ? Cevabı olmayan onlarca soru sevgili Evet, sen gittin diye etrafımı tel örgülerle çevirdim. O tellere hasretinin ölümcül elektriğini verip gelmeyeceğini bile bile seni bekledim gülüşlerinin tomurcuk açtığı tepelerde…
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Sensizlikte üzerime çullanan arsız fırtınalar, yüreğime yapışmış kör ayazlar korkutmaz beni. Yokluğunda yeniden depreşen sancılar ya da adımın bir kalemde unutulması benim canımı acıtmaz sevgili. Olur da bir vakit yüreğinle bulutlara özenip delice ağladığında kirpiklerinden süzülen gözyaşlarının toprakta heba olması korkutur beni. Ya da dar bir vakitte ölümün şerbetini benden önce Azrail’in avuçlarından içmen canımı acıtır sevgili. Evet, aramıza “ bir ömürlük hasreti " koyup benden gitsen de, senin uzaklarda yaşadığını bilmenin tarif edilmez hazzı ve uzaklarda bir yerde sıcak tebessümlerinin etrafındaki insanlara verdiği umutla sensizlikte bile “ seni “ yaşayabiliyorum. Ama benden önce göçersen bu fani âlemden dayanamaz bu can bu gidişe. Bu acıya dayanamaz fakir yüreğim Sen uzaklarda huzurun koynunda uyurken; her gece ben üşüyen ellerimi semaya kaldırıp Yaradan’ a yalvarıyorum. Her gece yüreğimi seccadede bırakıp ıslak dualarımla hep “ varlığında senden önce ölmeyi “ diliyorum sevgili. Haram olsa da gülüşlerin bana, senden önce fani alemden göçmeyi diliyorum Mevla’dan. Seni sensiz severken bile seni düşünüyorum sevgili…
__________________
Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...