Aşkını candan duymuşum,
Canım yoluna koymuşum.
Tam dokuz yaşındaymışım
Dünyaya geldiğin zaman.
Kimbilir nasıl güzeldin,
Göklerden yere süzüldün...
Benim alnıma yazıldın
Dünyaya geldiğin zaman
Sabahattin Ali
GECENİN KOYNUNDA
Karanlık sokaklarda, Akıyor gölgem... Bir umuda yönelmiş, Yorgun bedenleriyle, titrek, soluk; Üşüyen lambalar ayak seslerime eşlik ediyor.. Gölgem; Karanlığın kucağına düşmüş, Kanatlanmış adımlarım, uçar gibi gidiyor...
Belli ki yüreğim, Bir ahunun gözlerine kapılmış, O gözlerde, Kanı donduran Yeni bir sevdanın pırıltısı varmış...
Tepemde yığın yığın yıldızlar, Gökyüzü açılmış, Belli ki, dağılmış bulutlar; Sularda titriyor, mıh gibi bir ayaz, Lakin yüreklerde, Belli ki o ahunun sıcaklığı var..
Yoldaşım olmuş, Bir bıçak kesmez karanlık, bir gölgem; Bir de geceyi yırtan ayak seslerim.. Kulağımda hala, O ahunun şen şakrak nağmeleri var, Gönlümün kuytu köşelerine gizlenmiş, Oynaşıp duruyor eski yaşanmış sevdalar..
İçimde bir heyecan, bir heyecan, Ayaklarım üzerine dikilmiş bedenim; Bilinmez menzillere akıyor, Yürek atışlarım, malum; Anlıyorum, Yüreğimi o ahunun Mühür gibi o gözleri yakıyor...
Bir hayale kaptırmışım kendimi, O menzilde, bir hayalin gölgesi uzanır, Uzanır ellerim, o menzilin izlerine, Her uzanışta, ona dokunacakmış sanır...
Evet, biliniyor, belli, Bir gölgenin ayak izlerine kaptırmışım kendimi, O gölgenin peşinden koşmaktayım, O cezbedici tutkuyu, An be an, o hayalle yaşamaktayım...
Köşe başındayım; Ayaklarımın altında hala kayıyor yollar, Bilirim, O yolların sonunda, Beni çeken o efsunlu gölge var...
Derken bir ses; Bir telefon zırıltısı böğrümde, Anladım, o, O malum gölge; Yüreğimde bir heyecan, bir cümbüş, “Merhaba” diyorum, Önce merhabama yanıt, Ardından katre katre yayılıyor, Yüreğime, O tatlı ses, o latif gülüş...
Soruyorum; Nerdedir, nicedir? Evdeymiş, Az önce, bir dostunu muhabbetle yolcu etmiş, Bir tatlı telaş; bir doğum günü hazırlığı, O hayalin yuvasını sarmış, Belli ki başka türlü heyecanlar, Onun yüreğinde de varmış...
Onüçüne giriyor, bir küçük bey, Daha bıyığı çıkmamış, Ana kucağından bakıyor hala hayata, Ama artık, başka halleri var; Dikilip ayakları üstüne şöyle bir, Delikanlılığa bir adım daha yaklaşmış...
Doğum günün kutlu olsun, çocuk, Daha nice yıllara, Seni gıptayla izliyoruz, Mutluluğu, sağlığı, Sana gönülden diliyoruz...
Ben hala gecenin koynundayım, Kıvrım kıvrım yollarda debeleniyor gölgem, Adımlarım akıyor sürekli, tıp tıp tıp; Karanlık katmer katmer katlanmış, Çelik bir zırh gibi önümde, Sarmışım geceleri koynuma, Serinliğiyle sarmaş dolaşım...
Bu yolculuk daha ne kadar sürer, nerede biter, Hangi menzilde durur bu akış, bilinmez; Lakin karanlık elbette erir, Senle ben; ikimiz, Bir de bakıvermişsin, Aydınlığa uyanıvermişiz
TOLGA ARI
******* Ve yüreğimi dağlayan O mükkemmel şarkı..!!
insanların yüzlerini göremiyorum Boğazım düğüm düğüm çözemiyorum istesen de yanına gelemiyorum Tutsam şu karanlığı Tutsam da yırtsam Ah elim tutuşmasa, elini tutsam
Susmasan konuşsan sesini duysam Tutsam güzel yüzünü bağrıma bassam.
Doğum günüm bugün Doğum günüm gülüm Doğum günüm diyorsun;
Doğum günün kutlu olsun Mutlu ol senelerce Sana boncuktan kuş yaptım Konacak pencerene Karakollar beni alır sorgular gecelerce Hiç bekleme belki gelmem gelemem senelerce...