Geceye hapsolmuş düşlerin ötesinde, Topraktan koridorların kuytu sadeliğinde, Körpecik aşıkların o en ufak öpüşlerinde Ve heybetli bir gladyatörün kılıç gösterisinde Seni aradım...
Yedi deve yükünde, Karun'un hazinelerinde, Kaf dağının ötesinde, Deccal'ın zikrinde, Üçyüz yıl sonra uyananlarla, o mağaranın içinde Ve Kızıldeniz bölündüğünde, Firavun gömüldüğünde Seni aradım...
Ustaca kurgulanmış Shakespeare piyeslerinde, Hınca hınç dolu stadyumların tüm girişlerinde Hitler'in toplama kamplarının her birinde Ve Selahaddin Eyyubi'nin tüm seferlerinde Seni aradım...
Çocukların kanıyla sulanmış Filistin harabelerinde Hasan'a, Hüseyin'e suyun verilmediği çöllerde, 1471'de Coloumb'un eşliğinde, Cennetin keşfinde Ve Mu'nun kırk günde sulara gömülüşünde Seni aradım...
Binbir gece masallarında Şehrazat rolünde, Saddam'ın Halepçe'de biçtiği otuz binin içinde Nazım'ın vatan hainliği tescillendiğinde Ve Deniz, Hüseyin, Yusuf kurban edildiğinde Seni aradım...
Seni aradım, binlerce yıl milyonların içinde Dünya'da var olan büyük kütlelerin zerrelerinde Belki bulurum diye, bazen yunusların içinde Ve güllük gülistanlık ülkemin tam dolu eğlence yerlerinde Seni aradım...
Geçmişte yoktun, geleceği ise göremiyorum, Yakup'un Yusuf'a yandığı kadar yanıyorum Ahmaklardan kaçan Musa misali hızla koşuyorum Ölmeden bulurum diye her yere/her şeye bakıyorum
Ve ben hala hergün seni arıyorum...
Mehmet Yücedağ
__________________
Konu S!yaH MeLeK tarafından (17/10/08 Saat 16:22 ) değiştirilmiştir..