Zifiri bir gecenin çöreklenmiş saatleriyle
Bekliyorum şafağın göğsümü ısıtmasını
Gecenin karanlığında düşler parçalanıyor
Yağmuru örseliyor bulutların ham rengi
Yokluğuna çeyrek var, zaman güne gebe
Hançerler sokulurken yorgun tenime.
Kendine yetmeyen sözcüklerin girdabında
Yarılıyor göğsüm, sesim kendime yabancı
Bir iniltili sessizlik olmuş döşümdeki yara
Gövdem kendi çamurundan soyutlanmış
Gel, yaylı bir arabanın terkisinde sevgime
Gel, özleminin sancılarla örülü şehirlerine.
Sen, masallarımın en coşkulu kadını
Parmak uçlarımdaki güneşin tanrısı
Yüreğimdeki çıralı sevdanın asil asası
Kavlimin yedi iklimden duyulan şarkısı
Gönlümün kıyılarındaki aşkın dalgası
Gel artık gel, bitsin şu bekleyişin yası.
Bakma yüzümün ovalarındaki kuraklığa
Unutulmuş dağların kovuklarına sor beni
Gerçeğini unutan hayali düş saatlerini kır
Darmadağın olsam, şehirler yıkılsa üzerime
Sen gel ve aşkın kepeneğini ser gecelerime
Ateşli dudaklarının kavıyla sokul yüreğime.
__________________
Üyeye Bela gelmez Admin Kızmadıkça,Admin Sinirlenmez Üye Azmadıkça
Ne kadar kibirli dursa da Bardağın önünde eğilir çaydanlık Öyleyse bu büyüklenme niye? Bu kibir bu gurur niçin? Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından; Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez...