Bir şehir: İstanbul Bir gece: bıçak saplıyor bedenime Bir saat: akrep’e çivi çakılmış sanki Bir mekan: hastane. Baştan başa acı kokuyor koridorlar Bir çocuk: 17’sinde, ama emekliyor hâlâ hayata Bir yaş: şuursuzca akıyor Bir kalabalık: ağıt için toplanmış belli Bir beden: henüz sıcak Bir el: kıpırdamıyor artık* Bir umut: parçalanıyor içten içe Bir acı: adı anne…
*Gece çöküp yatma vakti gelirken, korkardım karanlıktan, koynuna gelirdim ya. Uykunda sıkardın ellerimi, avuçlarımdan bedenime işlerdi yıldızlar… Şimdi, her gecem kan revan, tüm aylar Ekim, her gün karanlık, yarın bulanık… Yıldızlar çok uzaklarda…